
Bayrak, marş, merasim ve krepon kâğıdı meraklıları için ekim sonuyla kasım başı çok güzel, çok heyecanlı bir dönem.
Bir de herhalde Çin’deki Türk bayrağı imalatçıları ve buradaki ithalatçılar için çok güzel, çok kârlı günler bunlar.
Önce 29 Ekim, arkasından 10 Kasım.
Arada mehmetçikle ilgili bazı olaylar da olunca, bayrak yarışı gerçekten heyecanlı bir hale geliyor. İzlemeye doyamıyor insan.
Bokstaki farklı sıkletler gibi, bayrak yarışında da “En yüksek binanın en üst katından sallandırılan en uzun bayrak”, “En büyük binanın en solundan en sağına kadar uzanan en geniş bayrak” gibi farklı farklı kategoriler var mı acaba? Veya “En yüksek bayrak direği”, “Bayraklarla en yaratıcı şekilde süslenmiş kunduracı vitrini”.
Lise öğrencisi olduğum günlerin üzerinden epey zaman geçti, ama şu aralar okullarda da bir heyecan kasırgası yaşanıyor olduğunu tahmin edebiliyorum.
“Atatürk büstü ile kırmızı krepon kâğıdının en millî bileşimi” dalında sınıflar ve okullar arası rekabetin çok yırtıcı olacağı açık.
İlkokulda okurken yediğim en büyük fırçayı bir 10 Kasım günü yemiştim. Öğretmen günün anlam ve önemini sorduğunda, her Türk gencinin askerlik yaparken öğrendiği “Hiçbir koşulda gönüllü olmama” ilkesini henüz öğrenmemiş olduğum için, salak gibi parmak kaldırmış ve “Bugün Büyük Atatürk’ün ölümünü kutluyoruz örtmenim!” demiştim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.