Fransız millî marşı Marseillaise’in bestecisi Claude Joseph Rouget de Lisle hakkında yazmak istiyorum bugün. Oradan da kendi İstiklal Marşı’mıza geçeriz.
Ah, pardon, geçemeyeceğiz.
Yazmam gereken başka şeyler var.
Birkaç gündür posta kutum iki tür iletiyle doldu.
Yarısı şöyle:
“Ya abi acayip kızgınım. Bu nedir ya. Üç beş densiz yüzünden Taraf da mı almıyak artık. Ümit Kıvanç, Nabi Yağcı yok... Ona buna kara çalmaktan başka hiç bi halta yaramayan insanlara bak ya. Bu nedir arkadaş. Valla sizler de olmasanız büyük bi keyifle okuduğum Taraf’ı artık elime almazdım. [beş Taraf yazarı] gibilerinin yazdıklarından hiç bi halt anlamıyorum, bunlar nasıl Taraf’ta yazabiliyo. Neyse abi, bunları sana yazmamın sebebi, senden de istifa haberi gelecek korkusu. Aman abi öle bi şey yapacaksan dur bunları bi hazmedek, yoksa valla strese gireriz :)”
İletilerin diğer yarısı da şöyle:
“Roni abi bence fazla bile kaldın orada. Biz Yağcı ve Kıvanç’tan önce senden bekliyorduk ayrılmayı. Abi artık ne idüğü belirsiz, kirli bir gazete oldu Taraf. Sol ve Kürt düşmanlığının merkez üssü haline geldi adeta. Hâlâ orada bir şeyler yapabilirim diye düşünüyorsan bence yanılıyorsun. ‘Ne yapayım, Hürriyet’te mi yazayım?’ demiştin. Bence Taraf şu haliyle Hürriyet'in bile gerisine düşmüş görünüyor. Ayrılman onurlu ve tutarlı bir duruş olur.”
Ayrılma meselesine geliriz. Önce bu iletilere yol açan tartışmaya bakalım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.