“Baykal’ın başına gelenler” başlıklı bir yazı yazmak istemiyorum. Yazsam, daha geçen hafta kişisel hayatın gizliliği ve mahremiyeti hakkındaki anayasa değişikliği oylamasını boykot eden bir parti başkanının ilahî adalete inanıp inanmadığını sormam gerekecek. Ben inanmıyorum. Ama “Allah’ın sopası yok” lafının aklıma geliverdiğini itiraf etmem gerek.
Bir başka büyük Türk’ten, âlim ve diplomat Tahsin Bey’den söz edelim bugün. O da çok eğlencelidir.
Tahsin Bey, 1930’lu yıllarda genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Meksika Maslahatgüzarı’dır. Bizzat Atatürk tarafından atanmıştır ve görevi, normal maslahatgüzarlığa ek olarak, Mu Kıtası, Mayalar ve Türkler arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Atatürk’e oradan 14 tane rapor gönderir.
Dönem, “Güneş-Dil Teorisi” ve “Türk Tarih Tezi” dönemidir. Bütün dünya medeniyetleri Türklerden kaynaklanmıştır, bütün dünya dilleri Türkçeden çıkmıştır. Ders kitaplarında yer alan, Türklerin Orta Asya’dan dünyanın dört bir tarafına yayılışını oklarla gösteren harita benim çocukluğumda hâlâ kullanılırdı. Bir devlet dairesinin duvarında bile gördüğümü hatırlar gibiyim. Ben en çok, bütün Avrupa’yı geçip İskoçya’ya ulaşan oku severdim. İskoç Türkçesini merak ederdim.
“Maya” kelimesiyle Maya dilinde “tepe” anlamına gelen “tepek” kelimesinden oluşan Mayatepek adını aldıktan sonra, Tahsin Bey Latin Amerika’daki eski dillerin Türkçeyle ilişkili olduğunu kanıtlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.