Sosyalizmin şiddet ve terörle hiçbir ilişkisi yoktur.
‘Sosyalistler iyi insanlardır, şiddet kullanmazlar’ anlamında söylemiyorum.
İyi olmayanı da vardır, şiddet kullananı da.
Ama şiddet kullanmak sosyalist topluma ulaşmanın siyasî bir yöntemi değildir ve olamaz.
‘Olmasa daha iyi olur’ demiyorum. Olamaz.
Olamaması bizzat sosyalizmin tanımından kaynaklanır.
Şöyle:
Eğer bir kişinin amacına ulaşmak için eline bir tabanca alması yeterliyse, sınıf mücadelesinin çabaları niye? Biraz barut ve bir kurşun düşmanı ortadan kaldırmak için yeterliyse, bir sınıf örgütüne ne gerek var? Bir üst düzey yetkiliyi patlamaların kükreyişi ile dehşete düşürmek mümkünse, partiye niçin ihtiyaç var? Bir kişi parlamento salonundan bakanlık sıralarına kolayca nişan alabiliyorsa, toplantılar, kitle çalışmaları ve seçimler neden?
Bireysel terör eylemleri kabul edilemez, çünkü bu eylemler kitlelerin rolünü bizzat kendi bilinçlerinde küçültür, onları güçsüzlüklerine razı eder, gözlerini ve umutlarını bir gün gelip misyonunu yerine getirecek olan bir kurtarıcıya çevirmelerine yol açar. “Eylem propagandası”nın anarşist peygamberleri, terörist eylemlerin kitleler üzerinde uyandırıcı ve canlandırıcı etkisi olacağını savunur, ama teorik değerlendirmeler ve siyasî deneyimler aksini ispatlamaktadır. Terörist eylemlerin “etkisi” ne kadar artarsa, kitlelerin dikkati o kadar bunlar üzerine odaklanır; kendi örgütlülüklerine ve kendi eğitimlerine ilgileri o kadar azalır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.