Bilerek yapmadı sanırım, ama Hayrettin Karaman bana gollük bir pas atmış.
Televizyonda futbol spikerlerinin geliştirdiği garip bir dil var. Bu dilde, bir forvet oyuncusu koşmaya başladığı zaman “koşuyor” denmez, “hareketlendi” denir. Ben yanlış anlıyor olabilirim tabii. Belki de “hareketlendi” dendiğinde “koşmaya başladı” değil de, “sol dirseğiyle sağ omzunu hızlı hızlı hareket ettirmeye başladı” anlamına geliyor olabilir.
Bir de, “ayağa pas yapmak” şeklinde bir ifade var ki, bunu hiç anlayamıyorum. Teknik bir terim olsa gerek. Ben futbol oynadığım yıllarda pas “yapılmaz”, verilirdi. Ve ayağa değil, kıkırdak kemiğine verilirdi.
Ama futbol meraklısı olmayanların bile “gollük pas” ifadesini anladıklarını umuyorum. Hayrettin Bey topu karşı tarafın ceza sahasına doğru havadan gönderdi, benim amacım topun “kafamla buluşup” filelerle “kucaklaşmasını” sağlamak.
Hayrettin Bey futbolcu değil. Türkiye’nin en saygın ve sevilen ilahiyatçılarından biri. Yeni Şafak gazetesinde uzmanlık alanıyla ilgili yazılar yazıyor.
Geçen hafta Emre Kongar’ın bir yazısında sorulan üç soruyu ele almış. Kongar’ın yazısı benim dikkatimi çekmemişti, gol fırsatı göz göre göre kaçacaktı. Hayrettin Bey’e teşekkür ederim.
Sorular şöyle:
“1) Bir insan hem Müslüman hem de demokrat ve laik olabilir mi?
2) Siyasal İslam için, demokrasi ve laiklik sadece bir sandık mekanizması mıdır, yoksa devamlı bir yaşam biçimi olarak da kabul edilebilir mi?
3) Kendini Müslüman olarak tanımlayan bir kadın başını açmakta, tesettüre girmemekte özgür müdür?”
Hayrettin Bey efendi bir insan olduğu için, benim aklıma ilk gelen cevap onun aklına gelmemiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.