
Küçük bir Kürt şehrindeydim geçtiğimiz haftasonu.
Diyarbakır’dan iki saat mesafede, dağların arasında, muhafazakâr, dindar bir şehir.
Dicle Üniversitesi’nden Vahap Coşkun’la birlikte İnsan Hakları Derneği’nin davetlisiydik.
Başlığı anayasa ile ilgili olan, ama her türlü sorunun tartışıldığı bir panele katıldık.
İstanbul’da böyle bir etkinliğe bir avuç dinleyici gelir, orada ise kar yağmış olmasına ve aynı gün üç ayrı sınav yapılıyor olmasına rağmen Belediye’nin Kültür Merkezi tıka basa doluydu, herhalde 200 kişi vardı.
Takdir edersiniz ki, CHP pek fazla varlık gösteremiyor bu şehirde. İl Başkanı, genç bir kadın, en önde oturuyordu. Dersim ile ilgili olarak “CHP özür dilemelidir” dendiğinde tepki gösterdi. “Aksine,” dedi, “Kemal Kılıçdaroğlu’nu başkan seçen CHP’nin özür dileyecek hiçbir şeyi yoktur”.
Bu şehir Dersim’e komşu; bazı mahalleleri tümüyle Alevi. Kılıçdaroğlu’nun Sünni-Türkmen bir ailenin çocuğu olduğu iddia edildiğinde hiç ses çıkarmamış olmasını, Dersim özrü karşısında takındığı garip tavırları, Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün’ün belki de partiden atılmak üzere olduğunu İl Başkanı hanım unutmuş anlaşılan. Ama belli ki buralarda başka hiç kimse unutmuş değil.
Türkiye’nin her yanında olduğu gibi, burada da CHP hayalî bir Kemalist fanus içinde yaşıyor, memleketin gerçekleriyle alakası yok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.