Bu sütunlarda çıkan bir yazıda TFF Başkanı sayın Aydınlar’ı basiretsiz diye eleştirmiş ve Türk futbolunu karanlığa ittiğini söylemiştik.
Sayın MAA bu yüzden beni savcılığa şikayet ederek cezalandırılmamı talep etti. Olabilir. Hakkıdır, herkes neler neler istiyor!
Da, dün gece M. Ali Birand’a anlattıklarından sonra karın kaslarımdaki aşırı gerilmenin hesabını kimden soralım?
MAA ben ne yazdıysam üçe katladı, itiraflarıyla... Namus haysiyet ve adalet duygusuna sahip herkesin gördüklerini yazmıştım kendisi de teyit etti eksik olmasın
Tek hedefinin FB başkanlığı olduğunu itiraf eden bir “fanatiğin” Türk futbolunu kurtarmasını bekleyen aklı evvellerden biri olmadığım için teselliden payıma ne düşecek merak içindeyim, ama sanırım demokrasimiz kadar bir şey düşer.
MAA’nın kriz stratejisi neydi?
İtiraflarından da anlaşılacağı üzere MAA krizin başından beri bütün stratejisini “Nasıl olur da bir gün başkanı olmayı hayal ettiğim Fenerbahçe’yi bu pisliğin içinden en az zararla çekip alabilirim” üzerine kurdu.
Yani anlaşılacağı üzere, maalesef, Türk futbolunu yönetmek için görev verilen MAA, 3 Temmuz sonrası tüm varlığını Fenerbahçe’ye “armağan etmiş” ve yine itiraf ettiği üzere Türk futbolunu “sonunda hiç ışık görünmeyen bir karanlığın” eşiğinde bırakarak kaçmıştır.
Bu kaçışın gerekçelerini sıralarken de başka itiraflarda bulundu MAA. Teatral komedinin izleyici sıralarında ağzı açık oturan biz faniler bugün şunu anlıyoruz ki, TFF Başkanımız Türk futbolunu kurtaracak iradeyi göstermekten aciz olduğu için değil, çekişme ve rekabet içinde olduğu Nihat Özdemir ve Ali Koç gibi yöneticilerle “dans edemediği” için bırakıp kaçmayı seçmiş, o arada asıl görevi olan Türk futbolunu yönetme görevini de bir an için unutmuştur!
MAA Kısmet Erkiner’i yanlış anlamış!
Kabul edelim ki MAA tipik spor kulübü yöneticilerinden biri değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.