Geçenlerde meşkten söz ettik ya, okurun biri hemen sarılmış klavyeye sormuş “hocam aşk ne demek” diye. “Olm yanlış adres, Haydar Duman’a sor” desen olmaz, ayıp olur. Mecburen aşk konusunda bildiklerimizi de dökeceğiz.
Bir kere Öztürkçe değil, Arabi kelime, onu biliyorsunuz. Başında ayın var, sonundaki /k/ da Türkçesinden daha qalın bir q. Yani boğazın bağrın ta derinlerinden gelen bir nesne olduğu hemen anlaşılıyor. En önemlisi, Arapçası
caşq değil esre ile
cışq. Türkçede en azından erken Osmanlı döneminin sonlarına dek
ışk diye söylenmiş. 17. yüzyılda Meninski “aslı ışk, ama bazen aşk denir” diye açıklıyor. Ses neden değişmiş, onu anlayamadım. Tanımı: insanın ruhunu ateşe düşüren sevgi. Basit sevgi anlamına gelen
hubb’dan ayrıymış.
Yazının devamını okumak için tıklayın.