Sakallı profesörlerin, okumuş yazmış insanların bulunduğu bir sofrada mevzu açıldı,
bendeniz nedir diye. Bilen çıkmadı! İnanması zor ama böyle. Kuşkuya düştüm, ben bu köşede çok mu uçuyorum ne? Burada Arapça gramerin inceliklerinden, 18. yüzyıldaki telaffuz değişikliklerinden, Aramicenin lehçelerinden söz ediyoruz. Kimse bir şey demeyince “herhalde herkes bilir zaten bunları” deyip devam ediyorum. Yanlış mı yapıyorum? Yolcuların bir kısmını önceki limanda mı unuttuk?
Bende demek kul demek. Bendeniz de kulunuz, köleniz. Bilinmez mi bu kadarcık şey?
Ha, bundan ötesini bilmeyiz derseniz ona diyeceğim yok. Onu da anlatmak bana düşsün.
Farsça
benden, daha doğrusu /a/ ile /e/ arası bir sesle
bändän “bağlamak”. Bunun şimdiki zaman kökünden
bänd her çeşit bağ, özellikle “bağ ve bukağı ki tutsak ayağına ururlar”, ayrıca mafsal ve ek, düğüm, kilit, bele bağlanan kuşak, urgan, ip, ayrıca boyunduruğa vurulmuş bir çift öküz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.