Ümitsizliğe düşüp peşini bıraktığım kelimelerden biri de
çilek. Türkçede 16. yüzyıldan beri kaydedilmiş bir kelime. Sanırım o devirdeki anlamı bugünkünden biraz farklı: böğürtlen ve kocayemişi ve yaban çileği dahil her türlü yabani yemişin adı gibi duruyor, tıpkı İngilizce
berry gibi. Zaten bugün bildiğimiz evcil çileğin ortaya çıkması epey sonradır, 18. yüzyıl diye kalmış aklımda. Türkiye’ye birtakım Rumlar getirmişler, İstanbul’un Arnavutköyünde saray için çilek yetiştirme imtiyazı almışlar.
Azeri Türkçesinde
çiyäläk diyorlar. Bizimkinin özgün biçiminin de bu olması lazım, kozalak, çökelek, topalak vb. örneklerinden bildiğimiz +alak ekiyle. Lakin çiy nedir yahut çiymek nedir en ufak fikrim yok. “Islak” manasında çiy’le anlam ilişkisi kurmak bence zor. Eski Asya Türkçesinde yok, diğer Türk dillerinde de yok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.