Tam bir sene önce bugün “batsın bu dünya” deyip çekip Etiyopya’ya gitmiştim, belki dönerim belki dönmem hesabı. Çok dağlık, ulaşımı zor, koca bir ülke. “Beyaz adam gitmez” dedikleri yerleri bilhassa aradım, oralarda biraz dolandım. Kuzeyin dağlarında, 11. yüzyıldan kalma bir mağara manastırında birkaç gün papazların misafiri oldum, ruhumu dinlendirdim. Arada üç beş kelime Amharice öğrendim, yazısını da iyi kötü söktüm.
Amharice, yediyüz yıl Habeş imparatorluğunun egemen dili olmuş. Halâ daha yüzde doksan oranında devlet dili, medya dili. Yirmi milyon kişinin anadili, kalan elli milyonun da okumuş kesimi bu dili biliyor. Yaşayan Sami dilleri arasında Arapçadan sonra en çok nüfusa sahip, o açıdan önemli.
Kuzeyde büsbütün farklı bir Sami dili olan
Tigrinya konuşuluyor. Bu dili konuşan Tigray’lar biraz buranın Kürtleri oluyor; aşiret yapıları, dik duruşları, isyanları, oynak müzikleri meşhur. 1980’lerde TPLF isimli bir gerilla örgütü kurup ortalığı dağıtmışlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.