Kelimelerden sözedecek sütunumuza şu mübarek bayramda cumhuriyet kelimesiyle başlayalım dedik. Hayırlı olsun.
* * *
Bizim bu taraflarda cumhuriyet kurma işine ilk Mithat Paşa’nın giriştiği rivayet edilir. Üç ayda iki padişah devirmiş olmanın verdiği özgüvenle Paşa, 1876 sonlarında, gerekirse üçüncüsünü de devirip kendi iktidarını kurma zamanı geldiğini düşünmeye başlar. İstanbul sokaklarında birtakım kalabalıklar Paşa lehine tezahürat yaparlar. Vatansever gençlik ayaklanıp yedi düvele, o olmadı Rusya’ya savaş açmayı talep eder. Sonunda Abdülhamit bir sabah dört zaptiye gönderip Paşa’yı evinden aldırır, Avrupa’ya sürer. Konu kapanır. 1917’de Dünya Savaşı sürerken Enver Paşa da cumhuriyet kurma sevdasına düşmüştür. Ancak partidaşı ve diktatörlükteki ortağı olan Talat Paşa buna karşı çıkar. O dönemde Talat’la sıkı fıkı olan komutanlardan Mustafa Kemal Paşa da cumhuriyetin “henüz vakti gelmediği” görüşündedir. Sonradan Falih Rıfkı’ya anlattığı anılarında böyle der. Vakit altı yıl sonra gelir. Arapça bir sözcük olan cumhûr esasen “küme, yığın” demek. Çöldeki kum tepelerine Araplar cumhur diyor. Bunun çoğulu olan cemâhir bazen “topluca hareket eden insan kalabalığı” anlamında da kullanılıyor. Avrupa’da 18. yüzyıl sonlarında zuhur eden république yahut republic rejimine Osmanlı aydınları önce cumhur adını vermiş. 19. yüzyılın ilk yıllarında buna –iyyet takısı ekleyip Türkçeye özgü yeni bir terim oluşturmuşlar.
|