Ortaasya Türkçesinde ve ondan türeyen Türki dillerin birçoğunda bildiğimiz /i/ sesi var, dili arkaya çekerek söylenen alelade /e/ sesi var (bunu bazen ä diye yazıyorlar, Azericede mesela), bir de ikisinin ortası /é/ sesi var. Bu sonuncusu eski yazıda ya harfiyle yazılır. Anadolu ağızlarında çoğu zaman /i/ye dönüşür (gice, isirgemek, irkek vb.) ama İstanbul Türkçesinde hemen her zaman /e/ olur. Bir tek /y/ harfine bitiştiği durumlar istisnadır. Bu yüzden
géymek bizde
giymek olmuş;
éyü de
iyi kılığına girmiş. Ama mesela iyi’nin başına pekiştirme hecesi getirince
*ipiyi olmaz,
epiyi olur. Nedeni basit: épéyi’de ikinci /é/, y’ye bitişiyor, birincisi bitişmiyor, o kadar.
Dil Devriminin en heyecanlı günlerinde (33 yahut 34 olmalı) açmışlar Divan-ı Lugat-i Türk’ü,
iğitmek diye 900 senelik bir fiil bulmuşlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.