Dünküler saf ve bakir Anadolu gençliğinin ağzıyla yazılmış olanlardı. Bugünkü de aynı şeyin İzmir Alsancak versiyonu.
Sosyetik bir aileden gelen Atatürkçü Bayan
Damla Maizer Attila’nın gönlü, damarlarındaki asil kana dokunan “Gençliğe Hitabe” yazımın cezasız kalmasına elvermemiş. Avukat olan dostuyla oturup savcılığa dilekçe yazmış. Savcının takipsizlik kararı verme riskine karşı dilekçeyi “teşkil ettiği suç açısından savcıların takipsizlik veremeyeceği şekle sokmaya” çalışmış. Sonra herkes aynı dilekçeyi oturduğu il ve ilçedeki savcılığa versin diye internetteki tosuncuk sitelerine göndermiş. Aman yanlış yapmasınlar, emekler boşa gitmesin diye ayrıntılı bir talimatname de yazmış, dilekçenin başlığı nasıl yazılır, “tarih” diye yazan yere sakın “tarih” yazma, o günün tarihini at filan, tek tek anlatmış.
Derdi şöyleymiş:
“Şüpheli [Sevan yani] 29 Ekim 2009 tarihinde Milli duygularımızın en coşkulu olduğu bir günde, yazdığı yazıda okuyucuları sarsacak cümlelere yer vermiştir. (...)
Şüpheli yazısında Ben olsaydım şöyle yazardım diyerek Ey Türk Gençliği birinci vazifen insan olmaktır diyerek başlamıştır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.