Kürtçe yer adlarının iadesi tartışmasında gözden kaçan bir detaya işaret edeyim müsaadenizle. Birbirinden farklı gibi dursa da aslında birbirini tamamlayan ayrı iki hadise var ortada.
Bir tarafta klasik bir milli kimlik mücadelesi var. Biz Türk değil Kürdüz, köyümüzün adı da Türkçe değil Kürtçe olacak diyorlar. Bunda önemli olan yer adının “eski” ya da “asıl” olup olmaması değil, hangi dilde olduğu. Bu yüzden (tek tük de olsa) asıl adı Türkçe olan yerlerin bile kürtçeleştirildiği oluyor. Varto’nun bildim bileli Kızılağaç olan köyü Darasor oldu; Karapınar, Qarepungal diye makyaj gördü.
Öbür yanda, bilmem farkında mısınız, Türkiye’nin milli kimlikle hiç problemi olmayan yörelerinde de beş on yıldan beri bir eski adlara dönüş hareketi var. İlk eyleme geçen Kayseri’de
Germir miydi, Antalya’da
İbradı mıydı hatırlamıyorum. Hayır efendim, “Konaklar” veya “Aydınkent” olmak istemiyoruz dediler; mahkemeye gidip çatır çatır eski adlarını geri aldılar. Şu ana kadar en az elli-altmış yer onları izledi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.