“Güneydoğu’dan Edirne’ye kadar cemselerin eşliğinde uyuşturucu taşındı” demiş Avni Özgürel. Bizde cemse diye geçen şey Amerikan ordusunun General Motors Corporation tarafından imal edilen zırhlı personel taşıyıcıları. Arkalarındaki kocaman GMC yazısı İngilizce/Fransızca kırması ce-em-se diye telaffuz edilmiş.
Markadan türetilen isimlerin en ünlüsü tabii jilet. Rahmetli King Camp Gillette Şikago’da tıraş bıçağı fabrikasını kurarken, delikanlılıkla özdeşleşmiş bir kavramı Türk kültürüne armağan edeceğini nereden bilsin? “Arkadaş, semtime alçakları uğratma sakın/ Ben bağrıma jilet attım kanımın akması yakın.”
Yerli markamız da yok değil. Türk malı blucin kumaşı imal eden Kot firmasını 1950’li yıllarda Muhteşem Kot adlı bir işadamı kurmuş. Kot soyadı Arnavutçaymış, ya da Arnavutluk’la bir alakası varmış, tam bilmiyorum.
* * *
Her gün, sağolun, bir ton mail alıyorum: seven, söven, akıl veren. Ama şu üç haftada mail rekoru kıran mevzu –hayret!!- geçen günkü yazımda semaver’in aslında Rusça değil Farsça olduğunu söylemem oldu. Aslında apaçık bir hata. Sevan Nişanyan’ın Sözlerin Soyağacı adlı sözlüğüne baksanız doğrusu orada var. www.nisanyansozluk.com sitesinde de var. Rusça, samo- “kendi”, var(it) “kayna (mak)” > samovar “kendikaynar”. Geçenlerde alakasız bir yerde okudum “aslında Farsçadır, Rusça etimolojisi yakıştırmadır” diye, şeytana uyup çek etmeden yazıverdim. Hata. Özür dilerim. Pardon.
Memlekette Rusça bilen ne çok Taraf okuru varmış!
|