Bakın ki nelerle uğraşıyorum, ibret alın. Bir okurum yana yakıla yazmış, bir restoranın menüsünü düzeltiyormuş. Kuzu special’e takmış. Spesiyal mi yazsam, yoksa Türkçe olsun diye “özel kuzu yemeği” mi desem, acaba o zaman da yeterince Frenk veya şık durmaz mı, ne yapsam, ne etsem diye bana soruyor. Pek özel bir yemekmiş, o lokantaya mahsusmuş. Eh, normal işimde restoran menüsü yazmak da bana düşer, derhal döşendim:
“Özel kuzu, Görülmemiş kuzu yemeği, Buranın kuzusu, Babasının kuzusu, Has kuzu, Has bahçenin kuzusu, Değişik bir kuzu, Emsalsiz kuzu kebabı, Bu kuzuyu yemediniz, Kuzu à la constantinopolitaine, Kuzu à l’extraordinaire, Bu baharın kuzusu, Mee’cik Johnson.
Yazının devamını okumak için tıklayın.