Arapça m-l-k kökü esasen “egemen olma, beylik ve hükümdarlık etme” ve ikinci olarak özel hukuk çerçevesinde bir mala “sahip olma”. Bu iki kavram arasındaki ince alakaları anlatmaya kalkacak olursak gene konu sapar, yazıyı toparlayamayız, onun için geçelim. Mesela
melik kraldır,
mâlik de Arapçada daha çok bu anlamda kullanılır ama Türkçede özel hukuk kavramıdır, araya net bir ayrım girmiştir, “kat malikleri kurulu” deyince taçlı tahtlı adamlar gelmez kimsenin aklına.
Arapça masdar genellikle
milk, bazen
mulk, ama bizde ikincisi yerleşmiş. Hem “yönetme/sahiplik etme” anlamında soyut eylem adı, hem de “yönetilen/sahiplik edilen şey” anlamında nesne adı. Mesela “Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kâfir” deyince bunu “krallığını” diye çevirmek lazım; “Adalet mülkün temelidir” ise “devletin” demek. Türkçede mülk daha çok “sahip olunan mal” anlamına oturunca soyut eylem adı olarak bir de
mülkiyet sözcüğüne ihtiyaç doğmuş – ki galat-ı fahiştir, zaten masdar olan kelimeye masdar yapan +iyyet ekini eklemeyi Osmanlı dilbazları cahillik sayarlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.