Eski Türkçenin bir aşamasında kelime sonundaki /r/, belli şartlarda /z/ sesine dönüşmüş.
Görmek fiilinin isim hali bu yüzden
*gör değil
göz. Kuduran kimse aynı nedenle
kuduz, semiren de
semiz. Bugün ölmüş olan
yaldramak fiilinden iki heceli
yaldız ama üç heceli
yıldırım türemiş. Sarı rengin Eski Türkçede asıl adı
saz,
sarığ da bunun türevi, ilki bugün sadece
saz benizli deyiminde yaşıyor. Esasen “eklem” anlamına gelen
diz sözcüğüne küçültme eki getirince sonuç
*dizek değil
dirsek oluyor.
Geniş zaman ekinin neden olumluda
–r, olumsuzda
–mez/–maz olduğunu da Marcel Erdal şık bir şekilde açıklıyor
A Grammar of Old Turkic’te.
Yazının devamını okumak için tıklayın.