Yunanca
psykhé = nefes. Taklide dayalı bir kelime olması muhtemel, pss sesi onu anımsatıyor. Lakin en başından beri Yunanlılar bu kelimeyi canlı varlıkları canlı kılan o esrarengiz “şey”i tarif etmek için de kullanmışlar. İnsan veya hayvan farketmez, gözünün içine baktığın anda gayet net olarak algılarsın, ama tanımlamaya kalksan kafayı yersin, işte o şey: benlik duygusu.
İbranice eşdeğer sözcük
naphaş, hem nefes hem o benlik şeyinin adı. Oysa Arapçada iki kavram ayrışmış,
nefes ayrı,
nefs ayrı. İkisi aynı fiil kökünden, eşdeğer yapıda iki masdar. Ama biri soluduğun hava, diğeri o solukta tezahür eden benlik hissi.
Yahudi öğretisinde naphaş ile
rauh ayrı şeyler. İkincisine daha tanrısal, daha mistik bir anlam yüklemişler; ölünce naphaş gider rauh kalır diye düşünmüşler. Oysa bu kelime de sonuçta esmek ve solumak anlamına gelen kökten geliyor. Tevrat’ın Yaratılış Kitabının ikinci mısraında müthiş bir imge vardır, orada bu anlam belli: “Yer yoktu ve deniz karanlıkla kaplıydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.