Dilimizde aşağı yukarı aynı anlama gelen bir
salak var, bir de
saloz var. İkincisi son yıllarda biraz demode olsa da halk ağızlarında yaygın kelime, 19. yüzyıldan itibaren edebi dilde de kaydedilmiş. Geçenlerde biri mektup yazmış, üstünü başını yırtanlara halk türkülerinde
salozane derlermiş, Malatya’da hepten uçuk adama
salozli derlerdi diyor. Kaynak belirtmemiş ama doğrudur herhalde.
Saloz’un aslı belli. Bizans Rumcasında (ve modern Rumcada) son hecesi vurgulu
salós = deli. Özellikle ahalinin biraz korkup veli saydığı bağrı yanık derviş-deli, Anadolu coğrafyasında tanıdık bir tip. Du Cange sözlüğü 5. yüzyıldan itibaren bir sürü örnek vermiş, çoğunda “İsa’nın delisi”, tanrı aşkına berduş olmuş zahit ve derviş bağlamında geçiyor. Kökeni net: Eski Yunanca
sáleuô fiili “oynamak, sağa sola sallanmak, (gemi) yalpalamak” demek.
Yazının devamını okumak için tıklayın.