Şiddet’in asıl karşılığı intensity olmalı. Yani yoğunluk, kuvvetlilik. Şiddetli bir fırtına = an intense storm, şiddetli aşk = intense love. Türkçede yüzyıllarca bu anlamda kullanılmış, ahlaki cihetten olumsuz yükü olmayan bir kelime. Sonra sanırım 1960’ların sonu veya 70’lerin başı olmalı, TRT dilinde şiddet eylemleri diye bir tabir türedi, İngilizce acts of violence deyimine karşılık. Zamanla şiddet, her türlü vurdulu kırdılı eylemin adı oldu. Duygusal şiddet, sözel şiddet, entelektüel şiddet gibi çeşitleri piyasaya çıktı.
Violence’in doğru çevirisi bence tecavüz olmalıydı. İngilizce sözcükle Türkçesinde ana fikir aynı: kişiler arasında medeni ilişkilerin temelini oluşturan görünmez sınırın izinsiz olarak aşılması hali. Günümüz Türkçesinde tecavüz daha çok ırza tecavüz’ün kısaltması olarak kullanılıyor. Oysa birinin mülküne, onuruna, hakkına, çıkarına, hatta duygularına tecavüz de mümkün. Öyle ince bir iş ki bazen bıçak sokarsın tecavüz sayılmaz, bazen hop birader deyip adamın omzuna elini koysan cinayet çıkar. To violate, violence deyimlerinden kastedilen şey de tam bu.
|