Benim bulabildiğim en eski örneği
demir takiye diye geçiyor, savaşta başa takılan bir tür zırh, zannederim demirden basit tas şeklinde olanı. 1680 tarihli Meninski sözlüğü bundan da söz etmiş, ama
takiye ve
tâkiye altında verdiği esas tanım “İstanbul’da evli kadınların giydiği kenarsız şapka”. 19. yüzyıla gelindiğinde artık te ile değil kalın ta ile yazılıyor, ukalâ takımı da her fırsatta hatırlatmaktan usanmıyor ki halkımız bu nesneye
takke dese de aslı
takiye olup öyle söylemeli.
Te ve kaf’la takiyenin Arapça anlamı “koruma, sakınma”. Gayet mantıklı duruyor: takiye = head protection, yani kafayı koruma şeysi. Arapça sözcüğün bir de fıkıhta özel anlamı varmış, okuyoruz: “tehlikeden sakınma amacıyla inancını ve mezhebini inkâr etme”, Şiilerde serbestmiş, Sünnilerde durum nedir anlaşılamadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.