Yazarınız tırlatmak üzeredir.
Biliyorsunuz asıl işim bu kelimebazlık işi değil. İzmir’in dağındaki bir köyde, 54 yataklı bir acayip köy otelinin yürütücübaşıyım. Haftada yedi gün sabahtan akşama dek yok hidrofor bozulmuş, müşterinin otobüsü kaçmış, aşçı ile yamağı kavga etmiş, bürodaki kızın evleneceği tutmuş, nalburun çeki ödenmemiş, lavanta toplama vakti gelmiş, hepsi benden soruluyor. Akşamları da masa masa dolaşıp konsomasyon yapıyorum.
Ağustosta işler hep yoğundur; bu sene büsbütün çığırından çıktı. Yedi düvelin ileri gelenleri sanki sözleşmiş gibi bize gelmeye karar vermişler; hepsi ilgi ister, sevgi ister. Yetiştiğim kadar yetişiyorum, yetişemediğimde işi Ayşe’ye yıkıp, pır, kaçıyorum.
*
Sonra kaya mezarı işim var, geçen haftaki Aktüel’de okumuşsunuzdur. Fethiye’dekiler, Dalyan’dakiler gibi bir kaya mezarı yapmak yirmi senelik hayalimdi. Hayatta bir kayamezarın bile yoksa ha yaşamışsın ha yaşamamışsın ne farkeder, değil mi?
Baktım yaşlanıyorum, şurada kaç senelik ömrüm kaldı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.