Felsefe geleneği sıfır olan bir ülkede felsefe terimlerine Öztürkçe karşılıklar uydurmak mantıklı iş midir? Bir felsefe metninde substance yerine töz, accident yerine ilinek, matter yerine özdek koyunca vatandaş daha mı iyi anlar? Yoksa bir halt bilmeyen edebiyat bölümü kızlarına daha iyi mi hava atılır, burnunu hafifçe yukarı kaldırıp anlaşılmaz kelimeler söyleyince? Lise sona geçtiğim sene, Sartre’ın imkânsız derecede zor bir felsefe metnini Türkçeye çevirmeyi kafama koymuştum. Bir yaz boyu onunla cebelleştim. O zamanlar pek meraklıydım tözlere, ilineklere; bilirim.
Şimdiki aklım olsa var ya, direkt konuşmayı denerdim kızlarla.
Felsefeci bir arkadaş yazmış,
töz kelimesini sormuş. “İngilizce substance’ı karşılıyor, ama substance’ın bir esprisi var, ‘altta duran’ demek. Bu töz kelimesinin esprisi ne ola ki?”
Görev aşkıyla kolları sıvadım. Töz: Eski Asya Türkçesinde kullanılan bir kelime, 9. yüzyıla ait Uygur Maniheist metinlerinde, ondan biraz daha eski olan Huastuanift isimli Köktürkçe günah çıkarma kitabında geçiyor: “bir şeyin kökü, dibi, aslı”.
Yazının devamını okumak için tıklayın.