“Halk ezgisi” anlamında
türkî sözcüğüne en erken 15. yüzyıla ait Kâbusname tercümesinde rastladım. Eminim daha erken örnekleri bilen uzmanlar da vardır; aydınlatırlarsa memnun olurum. 16. yüzyılda Avrupalı tüccarlar için bir Türkçe el kitabı ve kelime listesi hazırlayan Floransa’lı Filippo Argenti, türkî = a) Türk işi, Türk usulü, b) köylü havası demiş. Meninski lugatine göre
türkî çağırmak = “ciğerin derininden gelen yanık sesle şarkı söylemek”. Diğer adı
ırlamak veya
yırlamak.
Osmanlı’nın genel kullanımında “Türk” ve “Türki” tabirleri Anadolu köylüsünün dilini, tarzını, kültürünü ifade eder. Etnik bir nitelemeden çok SINIFSAL bir tanımdır. Epeyce aşağılama (ama biraz da nostalji ve takdir) içerir. İstanbullu’nun, ya da okumuş ve yönetici zümreden birinin 19. yüzyıl ortalarından evvel kendine “Türk” dediğine hiç tanık olmadım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.