“… adamı çekip çevirmekte, yediği haltları görmezlikten gelmekte ordinaryüslaşmış bir üstade!”
Modern Türkçenin en güçlü kalemlerinden biri öyle diyorsa bize de kabul etmek düşer. Ne dediği anlaşılıyor mu, anlaşılıyor! Demek ki Türkçede derinden derine yeni bir kural oluşmuş, gramer kitaplarında yazmasa da, eski kurallara aykırı da olsa, yaşayan dilin kuralı olmuş. Kimbilir, belki yazare bile diyebiliriz artık.
Eski kafadan gitsek üstade doğru sayılmaz, çünkü klasik yazı Türkçesinde dişi yapan -e takısı ancak Arapça kökenli kelimelere gelir ve üstad Arapça değil Farsçadır. Üstelik her Arapça kelime olmaz, ancak bazı sıfatlar ve fâil veznindeki isimler -e ile dişi olur. Hamil’den hamile (taşıyan kadın) olur, valid’den valide (doğuran kadın) olur. Ama mesela darp’tan darbe başka bir hadisedir. Hafi’den hafiye, sabık’tan sabıka daha başka bir hadisedir.
Farsça bir -e eki de var Türkçede örnekleri olan, ama onun anlamı başka. Çeşm’den çeşme, penc’den pence, azad’dan azade gibi edilgen ortaç yapar, ya da “gibi olan” türünden bir anlam genişlemesi sağlar.
|