Türkçe bağlaçların ezici çoğunluğu neden Arapça ve Farsçadır? Hadi soyut kavramların (
adalet, şükran, ilim, tövbe...) yahut yabancı kültür ürünlerinin (
kitap, nohut, terazi...) başka yerden devşirilmesini anladık da,
ve, veya, fakat gibi dilin somunu ile civatası mesabesinde olan edevat nasıl yabancı dilden alınır?
Örnek mi dediniz, buyur örnek. Temel bağlaç
ve Arapça. (1950’lerde Nurullah Ataç
ve kelimesini Türkçeden atmak için millî seferberlik başlatmıştı; 60’larda benim ilkokul ve ortaokul hocalarım arasında bu fikri benimseyip kompozisyonda
ve kullanmamızı yasaklayanlar vardı.) Disjunction dedikleri
ya/
yahut Farsça,
veya yarı Arapça yarı Farsça.
Amma,
lakin ve
fakat’ın üçü de Arapça; üçü de Türkçede Arapça aslından farklı işlev kazanmışlar.
Ya istiklal ya ölüm’deki
ya/ya, ne Şamın şekeri ne Arabın yüzü’ndeki
ne/ne, hem kel hem fodul’daki
hem/hem Farsça. İlgi bağlacı olan
ki, ne çare ki Farsça.
Yazının devamını okumak için tıklayın.