Bu sefer çok feci çuvallamışım. Zazacada eril-dişil ayrımı vardır, Kürtçede yani Kurmanci dilinde yoktur dedim ya? Meğer varmış! Birkaç günlüğüne memleket dışındaydım, İsviçre dağlarının araba gitmez bir mezrasında biraz kafa dinleyelim dedik, vallahi burnumdan geldi. Memleket nüfusunun abartısız yarısı bana Kürtçe öğretmeye soyundu, mail çokluğundan bilgisayarımın hard diski doldu kilitlendi; derlesem Kürtçe grameri üstüne sıkı kitap olur. Arada bu yazıları yazmaktaki menfur “amacımı” şıp diye anlayanlar mı istersiniz, soyumu sülalemi analiz edenler mi...
Beşer onar kelime dışında Kürtçe de bilmiyorum, Zazaca da bilmiyorum. Cehalettir, kabul. Öğrensem iyi olur. Ama hayatta yeterince Kürt ve Zaza tanıdım. Milli meseleler hakkında –lehte ve aleyhte- kuvvetli görüşleri olanlarla da yarenlik ettim. Mecburen paylaştığımız dar mekânlarda vakit bolluğundan sabaha dek didiştiklerimiz oldu. Sorunca öğreniyor insan bir şeyler; bilmediğini de bu çağda arayıp bulmak zor değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.