Cari işlemler açığı bir ülkenin toplam harcamalarıyla geliri arasındaki olumsuz farkı anlatır. Cari işlemler fazlası ise harcamalarıyla geliri arasındaki olumlu farkı ifade eder. Cari açığı olan ülkeler bu açığını karşılamak için diğer ülkelerden borç alır. Cari fazlası olan ülkeler ise fazlalarını diğer ülkelere borç verirler.
Türkiye cari açığı olduğu için bu açığı kapatmak amacıyla cari fazlası olan Çin, Rusya ve Ortadoğu ülkelerinin oluşturduğu fonlardan borç alır. Alınan borçlar kısa vadeli ise, borçlu ülkede yaşanacak iç ve dış şoklar borçların ödenmesinde güçlük çıkaracağı için ekonomi küçülür ve fakirleşir.
Cari açığı finanse etmek amacıyla alınan kısa vadeli dış borçların olumsuz etkisine maruz kalmamak için cari açığın ulusal gelire oranının yüzde 3’ü geçmemesi önerilir. Eğer kamu maliyesi açığı yoksa bu oranın yüzde 4’e kadar çıkmasına izin verilir.
Gelelim cari açığın yorumlanmasında kullanılan farklı bir yönteme... Bir ülkenin cari açığının sürdürülebilirlik kriterini ortaya koymak için, o ülkenin gelecekteki cari işlemler fazlalarının” bugünkü değerinin” mevcut cari işlemler açığını karşılayıp karşılamadığının mukayesesi yapılır.
Tahmin edilen gelecekteki cari işlemler fazlalarının belli bir iskonto haddiyle bugüne getirilen değeri mevcut cari işlemler açığına eşitse, o ülkenin cari açığını sürdürülebilmesi mümkün görülür. Eşit değilse o ülkede cari açık sürdürülemez. Ve o ülkenin parasının hızla değer kaybetmesi yönünde fikirler oluşmaya başlar.
Türkiye’nin cari açığının sürdürülebilirliğini ilerideki cari fazla tahminlerinin ışığında bugünkü değerine göre şimdiden hesaplayabilir miyiz? Eğer cari açığın finansmanı amacıyla yapılan borçlar tüketime yönelmeyip ağırlıklı olarak şirket sermayelerinin güçlendirilmesi ve fiziki yatırımlar için kullanılıyorsa, Türkiye’nin cari açığını sürdürebilmesi mümkündür. Çünkü yatırımların gelecekteki getirilerinin borç anapara ve faizlerini geri ödeyebilecek bir rasyonellikle yapıldığı kabul edilebilir. Bunun aksi büyük bir israftır çünkü.
Peki, Türkiye’nin ileride cari işlemler fazlası vermesi mümkün mü? Bu soruya olumlu cevap vermek oldukça zor. Türkiye ekonomisi 1975’ten bu güne geçen 33 yılda sadece altı yıl cari fazla vermiş. Geçmiş verilere bakarak, gelecek için cari fazla verebileceğimizi söylememiz mümkün değil.
O halde ne olacak? Eğer Türkiye’nin geçmişteki zaman serisini devam ettirdiği takdirde cari açığını sürdürmesi mümkün olamaz. Er veya geç borç ödemelerinde bir sıkıntı ve ulusal parada değer kaybı ortaya çıkar.
Yalnız bu noktada mutlaka önemli bir unsuru belirtmek gerekiyor. Türkiye’de kâr oranlarının yüksek olması ve kayıt dışı ekonominin varlığı orta ve uzun vadede borçlu şirketlerin geri ödeme gücünün olduğunu gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin ileriki yıllarda cari işlemler fazlası verebilen bir ülke olma ihtimali zayıf da olsa var.