Türkiye’de ekonomik büyümenin durması ve cari açığın yükselmesi yatırımcı güvenini azaltarak olumsuz bekleyişleri arttırdı. 2001 krizinin olumsuz ekonomik veriler sonucunda yaşandığını hatırlayanlar “acaba yeni bir kriz mi geliyor korkusuna” kapıldılar.
Ayrıca ABD ve Avrupa’dan gelen haberler de olumsuz. Almanya, Britanya ve İspanya’nın 2008 yılını durgunluk içinde bitireceği tahmin ediliyor. Avrupa Komisyonu’na göre, daha önce revize edilip yüzde 1,7’ye düşürülen AB ülkelerinin 2008 yılı büyüme hızı, bu da tutmaz denilerek, bir daha gözden geçirilip yüzde 1,3’e düşürüldü.
Amerikan ekonomisinde ise ancak iki büyük finans şirketinin kurtarılmasıyla rahatlayan piyasalar, bu defa ABD’nin dördüncü en büyük bankası Lehman Brothers’ın 3,9 milyar dolarlık zarar açıklamasıyla sarsıldı.
ABD ve Avrupa’nın yanı sıra komşumuz Rusya’da da işler iyi gitmiyor. Rusya’da hisse senetleri borsası son altı ay içinde yüzde 40 oranında değer kaybetti. Ayrıca petrol ve emtia fiyatlarının düşmesi Rusya’nın enerji ve emtia ihracatından elde ettiği gelirlerini azaltıyor. Rusya ekonomisi hakkındaki beklentiler hızla olumludan olumsuza dönüyor.
Gelelim “Türkiye ekonomisinde kriz çıkar mı” sorusuna... Türkiye ekonomisinde yılın ikinci çeyreğinde büyüme hızının yüzde 1,9’a düşerek adeta durması ve cari açığın yılın ilk yedi ayında 31,5 milyar dolara çıkması olumsuz iki gelişmeyi biraraya getirdi. Ama burada dikkat edilmesi gereken bir başka önemli gösterge ise kamu bütçesi rakamları.
Türkiye daha önceki ekonomik krizleri hep kamu bütçesindeki büyük açıklardan dolayı yaşadı. 2001 yılı krizi de özelleştirme geliriyle karşılanması beklenen ama özelleştirme yapılamayınca patlayan bir bütçe açığı kriziydi aslında.
Bütçe açığının büyüklüğü, devletin aldığı borçları geri ödeme gücünün ortadan kalktığı kanaatini yaygınlaştırdığı anda kriz çıktı. Dün açıklanan Ocak-Ağustos kamu maliyesi rakamları ise yılın ilk yedi ayında bütçenin fazla verdiğini gösteriyor.
Geçen yılın ilk yedi aylık döneminde 8,4 milyar YTL açık veren bütçe bu yılın aynı döneminde 4,6 milyar YTL fazla verdi. Kamu maliyesinde yaşanan bu olumlu gelişme, Türkiye ekonomisinde kriz ihtimalini en aza indiriyor. Çünkü büyüme hızı ve cari açık rakamları olumsuz olmasına rağmen bütçenin fazla vermesi ülkede ekonomik krizi oluşturan şartları ortadan kaldırıyor.
Diğer taraftan, aşırı döviz borcu olan özel firmaların durumu ise iddia edildiği gibi pek de öyle kötü değil. Ödemeler dengesi rakamları incelendiğinde, özel firmaların çoğunlukla uzun vadeli borçlandığı görülüyor. Borçlanmanın uzun vadeli olması da, YTL’nin hızla değer kaybetmesi halinde ödeme sıkıntısı yaratmayacağını gösteriyor.
Peki, gelinen bu noktada ne yapmalı? Önce YTL’nin değer kaybetmesine izin vermeli. Zaten geçtiğimiz iki hafta içinde YTL, ABD Doları karşısında yüzde 6,7 oranında değer kaybetti. YTL’nin değer kaybetmesi, harcamaların artması yönünde olumlu etki yaparak toplam talebi arttırır. Toplam talebin artması da ekonomik büyümeyi arttırır.
Bütün bu unsurlar dikkate alındığında, bu yıl sonunda bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisinin büyüme hızı büyük bir ihtimalle yüzde dört oranının altına düşmez. Böylece daralan dünya ekonomisi koşullarında Türkiye’de göreli olarak pek de kötü olmayan bir büyüme hızına ulaşılır.
Ayrıca IMF’nin tahminlerine göre, 2009 yılında küresel ekonomide düzelme bekleniyor. Bundan Türkiye ekonomisi de olumlu etkilenecek. Dolayısıyla elimizdeki verilere göre ekonomide bir kriz beklemek pek akılcı görünmüyor.