Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş “Hükümet’in IMF ile anlaştığını” ileri sürdü.Kurtulmuş, önceki gün bazı gazetelerin köşe yazarlarıyla yaptığı toplantıda, hükümetin mutabık kaldığı IMF anlaşmasını bir türlü açıklayamadığını söyledi. Hükümetin, bu anlaşmayı, halka anlatmakta zorlandığını ve yapılan IMF anlaşmasını halka anlatmak için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sürekli PİAR faaliyeti içerisinde olduğunu söyledi.
Ak Parti hükümetinin ekonomi yönetiminde başarısız olduğunu ileri süren Kurtulmuş, “Eğer başarılıysa niye bütün ekonomi bakanları değişti” diyerek sordu. Ayrıca Ak Parti’yi Türkiye’nin yeni “neocon”ları olarak değerlendirdi. Zaten kendilerini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımlıyorlar dedi. Kurtulmuş, Ak Parti’yi çok sağcı ve tutucu bulduğunu söyledi. Ak Parti iktidarı döneminde 16 bin ailenin, 2009’da, devletten 56,8 milyar lira faiz aldığını, buna karşılık devletin, faiz giderlerinin sadece yüzde 8’i tutarında bir miktarı sosyal yardım olarak fakirlere verdiğini ileri sürdü.
Dolayısıyla Ak Parti’nin, geliri adaletli paylaştırmadığını belirtti. Kurtulmuş, Ak Parti’nin, fakir insanlara seslerini çıkartmamaları için küçük yardımlar yaptığını “kapına buğday koydum, kömür bıraktım, itiraz etme bunu da keserim” diyerek korkuttuğunu söylüyor. Bu nedenle Ak Parti’yi “ultra sağcı” birparti olarak nitelendiriyor. Saadet Partisi’nin, Ak Parti’nin solunda yer alan demokrat bir parti olduğunu belirtiyor.
Ayrıca Kurtulmuş, Ak Parti hükümetlerinin 2003’ten 2009 sonuna kadar 360 milyar lira faiz ödemesine karşılık, aynı dönemde, fakir halka sadece 42 milyar lira sosyal yardım yaptığını iddia ediyor. Sosyal yardımların faiz ödemelerine oranının düşük olmasını haksızlık olarak değerlendiriyor.
Gelelim Saadet Partisine... Parti Başkanı Numan Kurtulmuş, IMF ilişkisini, Başbakan’ın söylediği gibi ucuza bulunan bir borç ilişkisi olarak görmediğini, IMF’nin verdiği borç karşılığı dayattığı koşulları kabul etmeyeceklerini belirtiyor.
Numan Kurtulmuş, Gelir İdaresi’nin bağımsızlığının ve belediye şirketlerinin özelleştirilmesinin IMF anlaşması koşullarında yer aldığını ileri sürüyor. İşte bu nedenle, hükümetin, IMF anlaşmasını halka anlatmakta zorlandığını belirtiyor. Ama bu tezi mantıklı bir zemine oturtmak zor. Çünkü, Gelir İdaresi’nin bağımsız olması ve belediye şirketlerinin özelleştirilmesi niye halka anlatılamasın?
Bağımsız Gelir İdaresi ve özelleştirme AB müktesebatıyla uyumlu ilkeler. Saadet Partisi’nin Gelir İdaresi’nin bağımsızlığına karşı çıkması ve özelleştirmeye karşı oluşu sanki devletçi bir parti olduğu algısını yaratıyor.
Bir diğer dikkat çeken konu, Kurtulmuş’un “vergi almamız gereken kişilerden borç alıyoruz” diyerek devlete borç verenlere yüksek vergi salınmasını önermesi oluyor. Bu önerme devletçi bir ekonomi yaklaşımına denk düşüyor.
“Vatandaş tasarruf edip devlete borç veriyorsa suçlu mu” sorusunu akla getiriyor. Çünkü, devlet ödediği faizin vergisini zaten alıyor. Tasarruflara da el atacak bir vergi yaklaşımı düşündürücü. Herhalde Saadet Partisi ile Ak Parti’nin ayrıştığı en önemli nokta bu olsa gerek.
suleymanyasar34@gmail.com