Ak Parti hükümeti “tabuları” birer birer yıkıyor. Siyasi vesayet tabusunu, IMF tabusunu yıkmaya çalışıyor. Son olarak “mali tabulara” dokununca bazı meslek grupları sokaklara dökülüyor. Haksız taleplerini haklıymış gibi göstermeye çalışıyorlar.
Önce “Mali tabu nedir?” Onu açıklayalım. “Devlette bir görev alanın yedi sülalesine, devlet, bakmakla yükümlüdür” bu görüş bir mali tabudur. Ya da mali tabuya iyi bir örnek “Devlet malı deniz yemeyen domuz” özdeyişiyle dile getirilir. İşte bu tabuları yıkmaya kalkarsanız, büyük tepki alırsınız. Son günlerde eczacıların, doktorların ve Tekel işçilerinin sokak gösterileri, yıkılmaya çalışılan mali tabular nedeniyle yapılıyor.
Ak Parti hükümetleri, son yedi yıl içerisinde, sosyal güvenlik ve sağlık sisteminde önemli reformlar yaptı. Sosyal güvenlik kuruluşlarını tek çatı altında topladı. Farklı birimlerin sağlık hizmeti verdiği hastaneleri tek bir şemsiye altına aldı. Böylece hem hizmet kalitesini arttırdı hem de kaynak israfını önledi. Artık hastanelerde, vatandaş, hekimlerin tek kol hizaya gel komutlarıyla karşılaşmıyor. Hastalara yapılan kötü muamele ortadan kalktı. İsterse vatandaş özel hastaneye gidip sağlık hizmeti alabiliyor.
Sağlık hizmetlerinin tek çatı altında toplanmasının ardından, hizmetlerin etkin görülebilmesi için ilave önlemler gerekiyor. Bu önlemlerin başında kamuda çalışan hekimlerin, kırk yıldır söylenen, ama bir türlü yerine getirilemeyen “tam gün” çalışma yasası var. Bu yasa yürürlüğe girdiğinde, bir hekim, ya tam gün kamuda ya da özel sektörde çalışacak. Böylece hizmet daha etkin görülecek. Yarım gün kamu, yarım gün özel sektör olmaz. Nasıl bir yargıç, yarım gün yargıçlık yapıp, yarım gün özel sektörde hukuk müşavirliği yapamazsa, hekim de yapamaz.
Eczacılara gelince... İlaç fabrikaları devlete ucuz ilaç vermeyi kabul ediyorlar. Böylece yapılan sağlık reformunun ardından maliyetlerin düşürülmesi hedefleniyor. Ama eczacılar, ilaç fiyatlarının, azaltılmasına karşı çıkıyorlar. Çünkü kazançları azalacak endişesi taşıyorlar. Peki, vatandaşın ucuz ilaca ulaşma hakkı yok mu? Eczacıların kazançlarından, vatandaşın, ilacı ucuza temin etmesi daha önemli değil mi?
Gelelim Tekel işçilerinin taleplerine... Tekel işçilerinin Devlet Memurları Kanunu’nun 4/c maddesi gereğince geçici personel olarak uzun süre çalıştırılmaları bir hata oldu. İdare’nin bu sorunu zamanında çözmesi gerekiyordu. Ama Tekel işçilerinin de kendilerini yenilemeleri için gayret göstermesinde fayda vardı. Peki, onlar ne yaptılar? Dünya Bankası kredisiyle başlatılan meslek edindirme kurslarına, bir tek, Tekel işçisi katılmadı. Niye? Çünkü “Devlet onları işe aldı dolayısıyla ömür boyu bakmak zorundaydı.”
Peki, söz konusu üç meslek grubu haklı mı? Yukarıda saydığımız üç meslek grubu da devletten hak etmedikleri kaynağı kendilerine aktarmasını istiyorlar. “Ne olacak?” Onlara da versinler diyebilirsiniz. Artık öyle değil işte. Hükümet doğru olanı yapıyor. Aksi takdirde kamu maliyesi sürdürülemez hale gelecek. Ekonomiyi yaşatmak için siyasi ve mali tabuların kırılması şart.
|