Bir varmış bir yokmuş, çok şeyler ülkesinde, karanlık adamlar, çeteler, hokkabazlar, katiller cirit atıyormuş. Sahte vatanseverler pusuda beklerken, ceplerini nasıl dolduracaklarını ve nasıl savaşı kızıştıracaklarını düşünüyorlarmış. Karanlık adamlar birbirine düşerken, yeter demiş ortak karara varan ağabeyler. Sahte ninniler, uyku boncukları, kuyruklu yalanlar, gerçeklerin ışığında tuzla buz olmuş...
Problemli ülkelerin her şeyi problemlidir; dolayısıyla bir anlamda eğitim ve öğretimi de güdümlüdür, özgür ve donanımlı gençlerin yetişmesine müsaade edilmez. Devletin her türlü mekanizması korku ve yasaklar üstüne kurulmuştur çünkü. Bu nedenle Türkiye’de genç olmak hele hele üniversite sınavlarına, Tıp Uzmanlık sınavlarına, KPS’ye hazırlanmak ve üniversiteyi bitirdikten sonra diplomanın işe yaramaması Sırat Köprüsü zorluğunu dayatıyor.
Bu yılki “Yüksek Öğretimi Geçiş” sınavında şifreleme yapıldığı iddiaları oldukça düşündürücü. Zorlukların, eksiklerin ve dayatmaların olduğu yerde, rotanın gerçekleri göstermesini beklemek yanılsamadır. Üniversitelere asistan alımlarında, kısacası sınav sisteminin geçerli olduğu her alanda, emeğinin hakkıyla, kazananların yanın sıra, sırtlarını bir yerlere dayayarak ya da bu işlerin şebekeliğini yapanlardan medet umup, parasının gücüyle, hiç ter dökmeden, emek sarf etmeden palazlananlar yok mudur? Şöyle bir çevremize bakmak yeterli: Elini kolunu sallayıp, yan gelip yatanların, bu zor sınavları nasıl başardıklarına bir anlam veremediğimizde, sadece kendi kendimize söylenip durmuşuzdur. Üniversitelerde kalıp yükselenler, bir avuç istisnalar dışında, çoğunun göbeği bir yerlere bağlı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.