Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı veto kararı, statükoculukta ısrarın, çözümsüzlüğün ve akıldışı bir siyasetin değişmeyeceğinin tehdididir. Bakın Türkiye’nin haline, bakın yönetimine, bakın hakkına, hukukuna ve adaletine... Söz konusu çarpık yasalar ne diye bugüne kadar değişmedi? Yüzde onluk seçim barajı da neyin nesi? Neden buna ihtiyaç duyuluyor? Bu çağda dünyanın en ilkel kabilelerinde bile kırk bini aşkın insan ölmüyor. Ne demek kırk bini aşkın insan! Kimin umurunda! Söz konusu Kürtler ve Anadolu’nun saf gençleri olunca... Tüm köşe yazarları, aydın ve sanatçılar bu sorunda kilitlenmiş durumda... Kürtlerin haklı taleplerine cevap vermemek, anayasal ve siyasal çözümü rafa kaldırmak, bile bile mezara girmek ve ortalığı kan gölüne çevirmek demektir. BDP ve PKK’ye bahaneler bulmak, hâlâ Kürt halkının varlığını kabullenmedeki kekemelik, iktidarın gerçek düşüncesini çok iyi açıklıyor. Hâlâ Kürtler tanımlanırken, neden Kürt orijinli ve Kürt kökenli söylemine ihtiyaç duyuluyor? “Orijin ve köken”den kurtulmadıkça gerçek bir demokrasi bilincinin gelişkinliğinden söz edilemez. “Köken ve orijin” de baskı, yönetme, hâkimiyet kayıtsız şartsız bizim elimizde ve siz bizim uzantımızsınız; kısacası siz siz olamazsanız, bizim gölgemizsiniz demektir. Milliyetçi duygu ve düşünceler öylesine kemikleşmiş ki ve gerçek anlamda bir değişim ve çözüm projesine “evet” denmediği için, toplumsal ve siyasal sistem felç olduğu için, her şey sözde ve söylemde kaldığı için, akıldışı bir siyasetin oyalama ve manipülasyonu devam ettiği için, Kürt halkının siyasetçileri tutuklanarak, tasfiye edilerek, köhne yasalarla engellenerek her türlü barışçıl yollar kapatılarak kaos yaratılıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.