Celal Talabani yeniden cumhurbaşkanı seçildi. “Kürdistan Yurtseverler Birliği” lideri Talabani, hem siyasetçi hem de gerilla lideriydi. Bir dönem hem Barzani’nin hem de onun adını anmak suçlular listesine yazılmak olduğu gibi, ciddiye de alınmıyor, şu muhataplık meselesi yine gündemden düşmüyordu. Şimdi gelinen nokta: devlet töreniyle karşılanıyor, o bir cumhurbaşkanı çünkü.
Celal Talabani’nin bir benzer durumu da Brezilya’da yaşandı Dilma Rousseff 1964’teki darbeden sonra, solcu gerilla gruplarına katılmış ve askerî yönetime karşı savaşmıştı. Mandelalar, Daniel Ortegalar, Fidel Castrolar bir dönemin teröristleriyken devlet başkanlığına getirildiler.
Haklılık, gerçeklik ve kararlılık kazandırıyor önünde sonunda. Basından Talabani’yi izlerken, üç yıl önce “Festivala Gelawej” için Süleymaniye’de geçirdiğim günleri anımsadım. Anımsadım derken, günlük tutmadığımı, tutamadığımı üzülerek belirtmek istiyorum. Baskı altında yaşamanın ve yasaklarla büyümenin, farklı bir coğrafyada yetişmenin getirdiği hüzünlü sonuçtur bu! Neyse sözü başka yana kaydırmayalım da, Süleymaniye’deki günleri anlatayım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.