Gerçekten aydınlık bir bilinç taşıyanlar, Konfüçyüs’ün dediği gibi, “Önce düşüncelerini eyleme geçiren, sonra da davranışlarına uygun olarak konuşan kimsedir.” Ama düşüncelerimizi eyleme geçirebiliyor muyuz? Her şeyin paraya ve çirkin çıkarlara dönüştüğü, insanların duygusuzlaştığı bu dünyada, idealist insanlar ve öğretmenler de azalıyor
Galiba babamın ve iki kardeşimin öğretmen oluşu, onların yaşadıklarını yakından gözlemem, öğretmenlere olan duyarlılığımın en önemli etmeni. Yıllar önce, başrolde Sadri Alışık’ın oynadığı, Cevat Fehmi Başkut’un eseri olan, Paydos adlı filmden nasıl da etkilenmiştim. Yine lise yıllarında okuduğum, Jack Lynn’in Öğretmenim adlı romanı, Reşat Nuri’nin Anadolu’yu karış karış gezen fedakâr, saf “Çalıkuşu”, Halide Edip’in Vurun Kahpeye adlı eserindeki Aliye öğretmenin trajedisi... Paris’ten bir anda Hakkâri’nin Pirkanis Köyü’ne gelen öğretmenin ötekiliğini anlatan Ferit Edgü’nün Hakkâri’de Bir Mevsim’i... İyiyi, güzeli sevmek kolaydır, farklı olanı sevmek, hatta kötüyü sevmek, acılara göğüs germek her insanın harcı değildir elbet. Öğretmenler toplumun değişimine katkı sunan önemli varlıklardır. Ama “Öğretmen var geceyi ağartır, öğretmen var gündüzü karartır...” Yan komşumun evine alarm taktırmasıyla hırsızlık ve kapkaç olaylarını anımsadım.
Bir dönem Diyarbakır’da Sabiha adında bir öğretmen tanımıştım. Yıllarını, köylerde ve ilçelerde çocuklara bir şeyler öğretmek için çırpınarak geçirmiş. Kürdistan’da öğretmenlik yapmak, sağır ve dilsiz bir dünyaya seslenmek gibidir malum şu dil meselesi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.