Politik cambazlar ip üstünde oldukça iyi oynuyor, oynarken öncesini ve sonrasını bilen sokratik kurnazlar da iyi manevra yapıyor. Siyasi gündemi iyi izleyen bir okur bile Ermeni soykırım yasa tasarısının alt komiteden geçişiyle, Roj Tv’ye yapılan baskının ve tutuklanan Kürt siyasetçilerin tesadüf olmadığını çok iyi bilir. Türkiye tehdit edilip baskı altında tutulurken, Belçika ve diğer Avrupa ülkelerinin Kürtlere yaptığı hukuksuz uygulamalarla Türkiye’nin başı okşanıyor. Yaz aylarında yaratılan “Açılım”ın birden kapanım olması, KKC operasyonları, Dicle Üniversitesi ve diğer üniversitelerdeki Kürt öğrencilerin ve taş atan çocukların tutuklanmasıyla Kürtlerin iradesi, tercihleri hiçe sayıldığı gibi, muhatap alınmak da istenmiyor. Oysa gerçek anlamda bir çözüm söz konusuysa, geçmişle yüzleşmekten korkulmaz, muhatap alınmaktan da...
İlk Kürt Tv’si olan MED Tv 1995’e kuruldu, neden dışarıda kuruldu da Türkiye’de değil? Kürtçe televizyon kurma özgürlüğü olsaydı, çoğulcu bir demokrasi yaşansaydı bugün ne devletin içinde böylesine çeteleşme ve gladyolaşma oluşurdu ne de PKK kurulup varlığını sürdürürdü. Baskı ve şiddet, kitleleri bir araya getirdiği gibi, her toplum da ihtiyaç duyduğu lideri yaratır. Bu nedenle düşmanlık sendromuyla, bölünme paranoyaları çok şey kaybettiriyor. Salt Türkiye’deki Kürt nüfusu Avrupa’nın birçok ülkesinin nüfusunun iki katıyken, Kürtlerin en doğal hakkı değil mi özgür bir yayıncılık ve anadilleriyle eğitim! Roj Tv tüm engellere rağmen izleniyor, bu yasaklar gülünesi yasaklar artık.
Yazının devamını okumak için tıklayın.