Türkiye siyasetinin psikolojik harekât birimleri işbaşında; yeni değil elbette, şimdilerde daha çok işbaşındalar. Hitler’in de psikolojik savaş birimleri vardı: psikologlardan, sosyologlardan, bilimin her dalından oluşan uzman kadrosuydu. Demokrasiden nasibini alamamış tek tip kültürde ısrar eden yönetimler, bu taktiklerle ve yeraltı yapılanmalarıyla öldür, korkut, yıldır siyasetiyle ayakta kalmaya çalışırlar. Malûm, geçmişimiz ve şimdimiz...
Son dönemde özellikle Kürtler arasında kontrollü, sinsice bir gerilim, kargaşa ve kışkırtıcılık atmosferi oluşturulmaya çalışılıyor. Bu gerilimin ana kaynağı çok boyutlu olsa da, ezilen halklar bunun nedenlerini bilse de, kitlesel olarak bir bütün oluştursalar da, iktidarı ellerinde bulunduranların ve yönetenlerin marifetleriyle kendi aralarında da fazlasıyla çatışma yaşarlar. Tüm ezilenlerin yazgısı böyle şekillenir efendilerin sayesinde.
Haktan, eşitlikten, özgürlükten yana olanların, gerçekleri dile getirenlerin hem geçmişine hem de şimdilerine bakın, o geçmişleri ve şimdileri bize çok şey söyler. Hayatta kalsanız da, yıpratılırsınız, dışlanırsınız, görmezden gelinirsiniz ya da değersizleştirmek için her yol denenir. Her ne kadar Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri savaştan dolayı daha çok zapturapta saplanıp, kaba psikolojik taktiklerde ısrarcı olsalar da, artık bu dijital çağ öğretiyor ve aynı zamanda her şeyi afişe de ediyor.
Bu anlamda, Öcalan ve Baydemir’i gündeme taşımanın ve ortalığı kızıştırmanın nedeni, psikolojik birimlerin taktikleridir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.