Sanat doğaya, insana ve yaşama dair olanı yansıtmak, dolaylı olarak eğitmek ve eğlendirmek olsa da, her sanat eseri önemli tarihsel belgelerdir. Bütün toplumlar tarihin içinde olduğuna göre, isteseler de istemeseler de değişirler. Her sanat eserinin oluşturduğu karakterler ve olay örgüsü, gerçekliğin öbür yüzüdür de. Tarih çarpıtabilir, saklayabilir, yalan söyleyebilir (zaten söylüyor) ama gerçek sanat eserlerinin gerisinde gözle görülmeyen, görülmek istenmeyen gerçeklikler vardır. Bu anlamda inceleme ve araştırmalar da önemini dayatıyor. Araştırmacı yazar olmak sabır ister, farklı bir bakış açısı da ister, çalışkanlık ister. İsveç’te yaşayan Kürt araştırmacı yazar Rohat Alakom’un Türk Edebiyatında Kürtler adlı kitabını daha önce okumuştum. Avesta Yayınları’daki basımında daha geniş çalışması ve bugüne kadar uzanması böylesi bir araştırmayı daha da önemli kılmış. Daha önce Herkül Milas’ın Öteki Ve Kimlik adlı eserinin de bu anlamda önemli bir çalışma olduğunu yazmıştım. Türk edebiyatında gayrı Müslimlere, ötekilere nasıl bakıldığını örneklerle açıklıyor.
Bundan altı yedi yıl önceydi, Rohat Alakom, Diyarbakır Sanat Merkezi’nde “Türk Edebiyatında Kürtler” adlı söyleşisi için, çeviri yapmamı istemişti. Kürtçe yapılacak söyleşiye ilgi oldukça büyüktü. Ayaküstü verilen kararda, Kürtçeden Türkçeye çeviri yapacaktım. O gün yaşanan olayı anımsayanlar olacaktır. Hani konuşmaların her ilk beş dakikası güçtür ya, işte araştırmacı bir yazar hiç sabır etmeden, uluorta çevirinin iyi olmadığını ünledi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.