Bugün 13 ocak ve Diyarbakır’da başlayan KCK davasına ilgi Yaşar Kemal’in deyimiyle “Kirp” diye kesildi. Kemal, romanlarında bu sözcüğü öylesine çok kullanır ki... dengbej kültürüyle beslenen ruhu, onun edebiyat dilinin özgünlüğünün ve zenginliğinin yanı sıra Türkçe edebiyata onun kadar katkıda bulunan yazar yok gibidir. Anadiliyle yazamamanın acısı destana ve ağıda dönüşür o güzelim eserlerinde. Onun “Kirp”i aslında Kürtçede “Xirp”tır. Kürtçede Xirp: “Aniden” demek. İşte Türkiye demokrasisi ve yönetimi de “Xirp”lardan türemiştir, aniden oluşumlar köklü değildir çünkü, çözümcü ise hiç değil! Hani özgürlük ve demokrasi bilinç ister, emek ister, oluşum ister. Tepeden dayatılan herşeyin kılıfı hazırdır, farklılıkları bir bütüne dönüştürmek, aynılaştırılmak istenir, haklılıklar karambola getirilir, yılan hikâyesine döner. İstenildiği anda herşey “Xirp!” diye kesilir. Hizbullah davasından yargılananlar da Xirp diye salıverilirler, Ergenekon davasından da... Başbakan’a Hizbullah sanıklarının salıverilmesinin halaylı karşılanması anımsatılınca “Bazen halaylı bazen de alaylı” olur diye cevap veriyor. Peki, aynı hoşgörü neden Kürtlere gösterilmiyor? Hoşgörü de ne kelime, ben de hoşgörüden söz ediyorum, bunca tutuklama ve yasaklar devam ederken. KCK davası sanıklarının anadillerinde savunmaları, umarız özgürlükle sonuçlanır ve herşey birdenbire “Xirp” diye tersine dönmez.
Yazının devamını okumak için tıklayın.