Av mevzuuna başka türlü yaklaşıyorum ben.
Bu yüzden de, Cem Boyner’in büyük bir zevkle Afrika’da bir bufaloyu nasıl öldürdüğünü ballandırmasına hiç şaşırmadım şahsen.
Çünkü dünyanın her yerinde, her toplumdan böyle birkaç örnek çıkarıyor erkek egemen düzen.
Yaban hayvanı avlamanın; ihtiyaçtan zevke, maharete ve hobi-spora dönüşmesi, aslında erkek egemenliğin ikamesinin aksamaması için erkek zihninin aldığı bir tedbirdir bana göre.
Dünyada sporuna avlanan kaç kadın avcı vardır acaba?
Herhalde eser miktarda...
Çünkü kadın kendi üzerinde egemenlik kurmuş erkeğin, günümüz modernitesi içinde kullandığı egemenlik enstrümanlarından biri olan avcılığı –ona spor kisvesi giydirilmiş olsa da– reddetmekte, böyle bir egemenlik işaretiyle işbirliği yapmamaktadır.
Bu da bir kadın direnişi sayılmalıdır bence artık.
Ayrıca erkek; ne gönülden, ne bilinçlenerek ne de demokratlaşarak asla ve asla kadın üzerindeki egemenliğinden vazgeçmeyecektir.
Kadın-erkek çatışmasında erkek tarafının dile getirmediği, hatta olabildiğince üzerini örttüğü en temel korkusu; kadının bir gün tekrar egemen olabileceği ihtimalidir ya.. avcılık bu açıdan değerlendirildiğinde, erkeğin egemenlik şovudur bana göre; her daim bir gizli gözdağı vermesidir anlayacağınız.
Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, yazmakta olduğu avcılık anılarını anlatan kitabından bir bölümü CEO Life dergisinde yayınlatınca, sosyal medyada kıyametler koptu geçen hafta.
Yazının devamını okumak için tıklayın.