1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 02:40
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Telesiyej TELESİYEJ 10.09.2008
Telesiyej
Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? Telesiyej - Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış?
Telesiyej köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Vallahi sonuna kadar seyrettim.

Hatta sonuna doğru Ayşegül odama girip, “Pek kahraman gördüm seni” bile dedi.

“Evet ama, daha adının hangi anlamda kullanıldığını bile anlamadım” diye sızlandım.

Ayşegül (grip olmuş) nazal ama sırıtkan bir sesle, “Kıt akıllı kahramanlar da vardır” dedi.

Bakmayın siz Ayşegül’e.. derdest sözcüğünü, yakalama, tutma, ele geçirme anlamında mı kullanmışlar, yoksa hukuktaki anlamını mı ima etmek istemişler bunu çıkarmak her babayiğidin harcı değil öyle. Zira hem derdest edip, haksız yere bir adamı kodese tıkma durumu var dizide; hem de belli ki, aynı zaman diliminde yürütülecek, konusu ve tarafları aynı olan ve birbirlerini etkileyecek davalar açılacak önümüzdeki bölümde, bir nevi derdest davalar yani.

Ben derdest sözcüğünün her iki anlamının da ima edilmiş olabileceğini düşünüyorum.

Ama, fakat che bella!

Daha şimdiden sadece adıyla bile yazı konusu olabiliyorsa, bu dizi başarılı olacak mı dersiniz?

Saçmalamayalım arkadaşlar!

Sadede gelelim lütfen!

Star‘ın yeni dizisi Derdest, a’sından z’sine hakikati temsil etmiyor bir kere.

Hiçbir biçimde inandırıcı olmuyor.

TÜSİAD adayı olması beklenen iş adamı, hasosundan mafyozo bir tip. Davranışlarıyla, girişimleriyle; kokaini çekip, kullandığı arabayla bir ailenin yok olmasına sebep olan oğlunu apar topar yurt dışına yollayıp, kazayı bir garibanın üstlenmesini sağlamasıyla, emniyet yetkililerini ayarlayıp bu cinayetten kolayca sıyrılmasıyla, TÜSİAD’dan ziyade mafya babalığına aday gibi görünüyor ya o da ayrı.

Derdest, çok kötü işlenmiş bir hikâye. Kurgu akışında kopukluklar ve sıçramalar var, böyle olunca da seyirci takipte zorlanıyor. Oyuncular kötü yönetilmiş. Dizi üzerinde yeteri kadar masa başı çalışması yapılmamış bence, oyuncular karakterlerin ruhuna girmekte zorlanıyor gözüküyorlar çünkü.

Yeni yayın dönemi ne yazık ki daha şimdiden eskisini aratır oldu.

Doğan Apartmanı efsanesi de sıktı artık!

Popüler şahısların, bir nevi kültürel aidiyet ihtiyaçlarını karşılama uğruna, astronomik paralar karşılığında Doğan Apartmanı’ndan daire satın alarak, hâlâ yaşadığını sandıkları Pera kültürünü soluyacaklarını düşünmeleri ve Kuledibi’nin ürkütücü karanlığına taşınmaya kalkmaları eğlendiriyor beni. (Sri Lankalı göçmenlerin üst üste ranzalarda kaldığı apartmanların bulunduğu o eski sokaktan her geçtiğimde, ızgaraların altında yaşadığını düşündüğüm iri sıçanların ayak bileklerime saldırmasından korkarım.)

Çocukluğumda çok sık bulunduğum ve her seferinde apartmanın merdivenlerinden inip çıkarken ve daire içindeki uzun koridorlarda kaybolurken ruhumun daraldığını, kendimi dışarı atmak için fırsat kolladığımı, nihayetinde çıkıp da sahile inildiğinde rahat bir nefes aldığımı hatırladığım Beyoğlu’nun (Tophane ya da Şişhane de diyebiliriz) bu ünlü blokları, Belçikalı Helbig ailesi tarafından Serdar-ı Ekrem sokağında 1895 yılında İtalyan mimarisinden esinlenilerek yaptırılmış. Hikâyesini çok sık dinlemek zorunda kaldığım Doğan Apartmanı, şu anki ismini Kazım Taşkent’in İsviçre’de kayak yaparken ölen (Doğan Kardeş) oğlundan almış.

Evet, hoş bir avlusu ve birçok dairesinden görünen güzel bir manzarası vardır ama neticede herkesin bir arada yaşadığı bir nevi sosyal konuttur. Mimarisi de aslında kaynağına göre (Batı) sıradan bir konuttur. Ama Osmanlı modernitesi içinde, zamanında önemli sayılmış, yenilik olarak görülmüştür.

Şimdi, gün geçmiyor ki bir ünlünün Doğan Apartmanı’ndan daire satın aldığı haberleri yayınlanıyor gazetelerde, üstelik birçoğu da yalan haber.

Mesela Sezen Aksu ve Tarkan’ın Doğan Apartmanı’ndan daire satın almadığını ve bu haberlere çok şaşırdıklarını biliyorum.

Belli ki, bu haberler piyasayı kızıştırmak için daire sahipleri ve emlakçılar tarafından çıkarılıyor.

Magazin medyası da sorup anlamadan, araştırmadan bu haberlerin üzerine sazan gibi atlıyor.

Fox TV ve Mehmet Ali Erbil uyumu

Peni sezonla birlikte Fox TV‘de bir hareketlenme başlamıştı.

Kanal yönetimi bir yunus takla atma ihtiyacı duymuş olmalı diye düşünmüştüm; yayın hayatına büyük iddialarla başlayan Fox TV, hedeflediği popülerliğe ulaşamamıştı çünkü bir türlü.

Türkiye’nin alt ve orta sınıflarını ve bu sınıfların katmanlarını iyi tanımadığını düşündüğüm Fox TV yöneticileri, zaman içinde dış modele uygun hazır program kalıplarının, bu coğrafyada geçerli olmadığını anladılar ve Türkiye’nin en popüler programı sayılabilecek Çarkıfelek‘i programlarına kattılar bu sezon başında.

Fox TV, yeni bir yayın politikası, hedeflediği kitleye uygun bir programcılık peşinde şu anda. Ayrıca ilginç bir yenilik de getirdi kanal yönetimi; ana haber programı, hafta içinde saat 22.00’de yayınlanıyor artık.

Türk televizyon seyircisinin haber izleme merakını değerlendirmiş olsalar gerek; ajans denilen ve bir zamanlar ebeveynlerimiz tarafından sabırsızlıkla beklenen haber saatine yeni bir yorum getirmiş oldular böylece.

Fox‘un yayını hakkında yapılan eleştirileri değerlendirdiğini ve seyircisini artık biraz daha iyi tanıdığını düşünüyorum.

Mehmet Ali Erbil’in, Fox‘un hedef kitlesiyle neredeyse birebir uyuştuğu kanısındayım.

 

Diğer Telesiyej Makaleleri:
  1. Nota basmak, topa basmak gibi bir şey midir Fazıl Bey - 19.08.2010
  2. Hümeyra’dan Benim Şarkılarım, müziğin kaotik çölünde bir vaha - 18.08.2010
  3. Hiçbir entelektüel sermaye türü, av hobisini kışkırtmaz! - 17.08.2010
  4. Yer Gök Aşk’ta sosyo kültürel gerçekliğe itibar edilmemiş - 16.08.2010
  5. Yer Gök Aşk’ta sosyo kültürel gerçekliğe itibar edilmemiş - 13.08.2010
  6. Cumhuriyet ayarcısı Fazıl Say’a geçmiş olsun diyelim mi? - 12.08.2010
  7. Yeni dizi Keskin Bıçak daha fazla seyredilmeyi hak ediyor - 11.08.2010
  8. “Dağ fare doğurdu; seyirci, fare yavrucuklarını pek sevdi!” - 10.08.2010
  9. Sanatçıların vakfı POPSAV da, sanatçıları halka şikâyet ederse - 09.08.2010
  10. Demokrasi fırınından ekmek yemek, her babayiğidin harcı değil - 04.08.2010
  11. Burjuva olmanın manifestosuna bakmak da gerekir icabında! - 03.08.2010
  12. Garanti Bankası doğayı tahrip edecek derken, - 02.08.2010
  13. Ve huzurlarınızda: Adımı Kalbine Yaz Favorim: Sen Çoktan Gitmişsin! - 29.07.2010
  14. Heykelin anayurdunda hortlatılan sanat düşmanlığı! - 27.07.2010
  15. Fermuarlı ağızlar, sanatçıyı toplumundan koparır! - 26.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Derdest dizisinin adı, hangi anlamda kullanılmış? - Telesiyej
11.09.2010 02:40:17