
Böyle yakıştırmalı dil oyuncuklarını sevmem hiç, lakin Fox Tv’nin yeni dizisi Araf Zamanı için arafta kalmış bir dizi diyesim geldi, bırakın diyeyim.. görmezden gelin bu tutarsızlığımı. Zira Araf Zamanı’nı, özetle bu kadar iyi açıklayacak bir başka ifade biçimi yok bana göre.
Araf Zamanı, düpedüz arafta kalmış işte!
İyi olacakken olamamış gibi.. ama çok mu kötü diye soracak olursanız (ihtimal ki sormazsınız ya), çok da kötü değil. Yapılmasa da olurmuş belki, ama hangisi öyle değil ki zaten?
Araf Zamanı, kimliksiz, kişiliksiz bir dizi olmuş.
Drama bir türlü lezzetinde dramatikleşemiyor mesela. O zaman da havada asılı kalıyor, bir nevi sahipsiz gibi.. ne yöne akacağını bilemiyor; böyle olunca drama kimliksizleşiyor, zarureten destek hikâyeler –tabiatıyla fevkalade uyduruk– çıkıyor ortada. Evli ve bir çocuk sahibi Hakan’ın, babasının karısının kızkardeşiyle –ki, hepsi aynı evde, pardon malikânede yaşıyor– beraber olması ve bundan doğan gerginlik mevzuları gibi. Babası ezdikçe Hakan bütün etik değerlerini kaybetmiş.. babasının genç karısının kızkardeşiyle dışarıda geçirdiği gecenin sabahında; karısına, beni merak etmedin mi diye soruyor. Hakan’ın babası ise yeni karısı ve –anlaşılan o ki, bir oğlunu kaybettikten sonra kafayı üşüten– eski karısı ile –nedense– aynı evde yaşıyor. Hasta kadın, evin bir başka kanadında bakıcıyla birlikte muhafaza ediliyor ama, arada kaçıp ortalıkta dolaşıyor. Derme çatma flashbacklerle Veysel’in (yani aile babasının) eski karısını bir zamanlar çok sevdiğini anlıyoruz.. kadıncağızı bir kliniğe ya da bir başka eve kapatmaya gönlü razı olmadı demeye getiriyorlar ama öyleyse de hem hasta kadına, hem de yeni karısına neden bu eziyeti yaşatıyor? Bu destek hikâyeciğin de hiçbir gerçekliği yok tabii.
Yazının devamını okumak için tıklayın.