Yaptı mı sahiden?
Az önce atv’de Gurbet Kuşları’nın ilk bölümünü seyrettim.
Ve izlenimlerimi yazmak üzere çalışma masama geçtim. (Böyle de vazifeşinas oldum ben, seyret-yaz planım hiç sekmiyor gördüğünüz gibi, vakıa kültür sanat ekimiz yedekli basıldığından ve pazartesi Telesiyej’in izin günü olduğundan siz bu yazıyı salı günü okuyacaksınız ya, idare edin...) Şu anda ve son on-on beş dakikayı kapsayan anlar dizininde, bilgisayar ekranındaki boş sayfayla bakışıp duruyoruz.
O bana bakıyor, ben ona... Ama nasıl başlayacağımı bilemiyorum bir türlü.
Müşkül mevkide kaldım, birinci mevkie geçmeyi arzu ediyorum.
Ama bu durumdan çıkabilir miyim bilmiyorum.
Zira Gurbet Kuşları öyle bir dizi ki, ne heyecanlı bir eleştirel yaklaşımı gerektirecek kusurları var, ne de insanı coşturup, duygulandıracak, şöyle hasosundan katarsise sokacak bir duygu seli durumu var!
İnsan öyle bakıyor Gurbet Kuşları’na. Ne övmek geliyor içinden, ne de yermek doğrusu.
İyi bir zanaat örneği çünkü dizi. Dramasına da özen gösterilmiş; ama bir yandan da klasik bir garanticiliğe gidildiğini hissediyor insan; çok denenmiş, denene denene olumsuzlukları ayıklanmış bir formatın sonucu Gurbet Kuşları.
Oyuncuların oyunu hep aynı ayarda –Miraç Eronat dışındakiler-, biri diğerinin önüne geçmiyor.
Duygu sömürüsü yapmıyor dizi, o türlü bir dramatizasyonu yok anlayacağınız.
İnsanın sinirlenmeden, tansiyonu çıkmadan, şekeri düşmeden, gönül rahatlığıyla izleyebileceği, eli yüzü düzgün bir iş çıkarılmış Gurbet Kuşları’nda.
Seyirciyi şaşırtacak, heyecanlandıracak bir şey beklenmemeli, ama buna karşılık bir hayal kırıklığı da yaşamaz bu dizinin seyircisi.
Yayınlanacağı akşamı sabırsızlıkla beklemeyeceksiniz belki ama, o akşam bir programınız yoksa ve evde oturacaksanız, bileceksiniz ki, size saygı duyan, sizi kandırmaya yeltenmeyen, lüzumsuz gösterişlerden kaçınmış, maniyerist olmayan düzgün bir dizi var televizyonda.
Yusuf Kurçenli’nin yönetiminde çekilen, Orhan Kemal’in ünlü eserinden günümüze uyarlanan Gurbet Kuşları’nda Feride’yi canlandıran Miraç Eronat’ın insanı çok etkileyen ekonomik oyunu da dizinin bonusu gibi. Miraç Eronat o kadar mükemmel ve ekonomik bir oyun çıkarıyor ki diziye ayar veriyor adeta.
Gurbet Kuşları’nın ilk bölümünden tek şikâyetim, ses miksajındandı. Müzik, yer yer diyalogları fazlasıyla perdelediği için sözler anlaşılmıyordu çünkü.
İşte hepsi bu…
Gurbet Kuşları’nın yolu açık olsun derim ben.
Son Bahar dizisi ve gönlü gani TV eleştirmenleri
Son Bahar dizisini televizyon eleştirmenleri pek beğendi.
Allahtan ben televizyon eleştirmeni değilim de rahat rahat beğenmeyebilirim. (Bu işte anlayamadığım dengeler var zira, yani herhalde... muhtemelen olmalı... ki, her televizyon eleştirmeni, neredeyse her diziye ve programa bayılıyor bu topraklarda. Aman bir manalar buluyorlar çeşit çeşit, insanın neredeyse inanası geliyor. Hadi kendi medya gruplarının TV kanallarını övmelere doyamıyorlar mecburiyetten, eh beğenmesem de, anlayabilirim bunu; ama bakıyorum, karşı grupların yapımlarına da aynı derecede mülayim, kanaatkâr ve kapsayıcı davranıyorlar. Ne güzel... ne güzel... ama bunun sebebi de sev beni seveyim seni, ya da bugün bana, yarın sana gibi hiç kimsenin tahmin edemeyeceği çok anlamlı ve derin bir yaklaşım olabilir mi acaba diye de kuşkulanıyor insan, mazur görün!)
Star TV’de ikinci bölümünü izlediğimiz Son Bahar, fevkalade ruhsuz bir dizi. Donuk duygular, müphem düşünceler tarzı bir konsepti var dizinin. Heyecansız oyuncu yönetimi, şiddeti vasatın altında duygu sahneleri, Amerikanvari –ama bitmek bilmeyen, bir nevi hayat kadar uzun- kaçma kovalamalar, Yeşilçamvari kadınlar hamamı sahnesi, vs, vs.
Ben en çok Ezo Gelin’de Ballı Ağa’yı canlandıran Ahmet Mümtaz Taylan’ın muhteşem oyunculuğunun bu dizide sıradanlaştırılmış olmasına yandım.
Son Bahar’da bir de sekreter karakteri var ki, insan gülsün mü, ciddiye mi alsın bilemiyor. Galip Bey’in matbaa holdinginde sekreterliğini yapan hanımefendi, kötü Amerikan komedilerinden ödünç alınmış bir karakter gibi. İşin trajik yanı, her ne kadar Amerikan komedilerinden apartılmış gibi göründe de, Son Bahar’da dram oynatılıyor komik sekretere.
Son Bahar, bir komedi dizisi de ben mi anlamadım yoksa yavu?