Para var, ilişki var, ama bilgi yok!
Bilgi derken, içinde yenilikçiliği, modernist deneyimleri ve toplumun kılcal damarlarını tanımayı gerektiren kültürü de kast ediyorum tabii.
Bilgi toplumundan önce, para-ilişki-bilgi üçgeninin zirve ucunda para vardı, diğerleri taban uçlarında yer alıyordu. Bilgi toplumuyla birlikte para gücü zirveden aşağı düştü, bu kez zirveye bilgi çıktı.
Para ile ilişki üçgeninin tabanında karşı karşıya bakışıp duruyorlar şimdi. Bir yandan da gözlerini yukarı dikmişler bilgiyi gözetliyorlar.
İş adamlarımız yatırımcılarımız, ne yazık ki hâlâ gerçek sermayenin para olduğuna inanıyor. Kimilerinin de gerçek sermayenin ilişki olduklarına inandıkları gibi.
Para da ilişki de artık bilginin hizmetinde ve emrinde.
Bunu iyice anlamak gerekir.
Bilgi derken de, her anında hızla eskiyen ama aynı zamanda yine her anında daha da hızlı yenilenen/yenilenmesi gereken bilgiden söz ediyorum. Yoksa sadece yılların birikmiş bilgisinden değil; zira bu tür bilgi artık örümcek ağlarıyla kaplanmış bir bilgidir çağımızda.
Bir de şu var, adam gazetecidir, köşe yazarıdır ama ne hikmetse tuhaf bir geçişle televizyoncu olmuştur, program yönetir ve sanır ki, -sanılır ki- gazetecilikle televizyonculuk arasında bir ünsiyet bağı vardır.
Arkadaşlar, televizyon, gazetenin devamı değildir. Bir zamanlar sinemanın devamı sanılmıştı ne hikmetse, televizyon çıktı sinema öldü söylemlerini çok duymuşuzdur o zamanlar.
Gazete gazetedir, sinema sinemadır, televizyon da televizyondur.
Bu bakış açısıyla ele alındığında Türkiye’de bu kadar ulusal ve yerel TV kanalı olmasına rağmen, son derece az sayıda yetişmiş yetenekli ve yeterli televizyoncu var maalesef.
Yazının devamını okumak için tıklayın.