Önemli ile değerli arasındaki uçurumu daha iyi algılayabilmemiz için açık bir örnek yaşandı son günlerde.
Önemlinin, değerliye göre ticari bir marka olduğu, değerlinin ise önemliye göre kültürel-sanatsal bir değer olduğu, ama bu değerin önemlinin markası tarafından dışlandığı bir durumdan söz ediyorum.
Bir sektörün, etik değerlere ne kadar sahip olduğunu göstermesi bakımından da oldukça iyi bir örnek bu.
Birkaç hafta önce Avrupa Yakası dizisinden Hümeyra’nın ayrıldığı konusundaki haberler yayınlanmaya başladı medyada. Yaratılan izlenim, Hümeyra’nın kendi isteğiyle diziden ayrıldığını ima ediyordu.
Bu arada Hümeyra ile arasının pek iyi olmadığı bilinen Ata Demirer’in diziye dönmesinin de Hümeyra’nın hoşuna gitmemiş olabileceği ileri sürülüyordu. Ama pazartesi günü yayınlanan haberler farklıydı. Hümeyra ile konuşan Milliyet’in haberine göre, Avrupa Yakası’nda İfot’u canlandıran sanatçı, bu sezon alacağı zammı öğrenmek için yapımcıları aradığında, “Bu sezon dizinin kadrosunda yoksunuz!” cevabını almıştı. Milliyet’in haberine göre yapım şirketi yetkilileri Hümeyra’ya, bir hafta önce Ata Demirer’le anlaşıldığını, kendisinin de bu nedenle diziden çıkarıldığını belirtti.
Önemli (Ata Demirer) geldi, değerli (Hümeyra) gitti sonuçta.
Gelelim yapım şirketinin hali tavrına.. bir şirketin kurumsallaşması içinde, etik değerler vardır. Para değerinin yanında, neredeyse daha değerlidir bunlar. Kusurluysa, beklenen randımanı göstermiyorsa ve bu da çok net biçimde uzman kişiler tarafından kabul ediliyorsa, bir dizi kadrosunda yer alan oyuncu tabii ki kadrodan çıkarılabilir. Ama bu durumda bile oyuncuya önceden bildirilir. Zira böyle bir şeyi oyuncunun sürpriz olarak öğrenmesi gayri insanidir. Hümeyra vakasına gelince.. şu anda Türkiye’nin bütün TV seyircilerine sorabilsek, Hümeyra’nın dizide kötü oynadığını, işini layıkıyla yapmadığını söyleyecek tek bir kişi bile çıkmaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.