
Ne zaman kar yağsa –ki, beyaz ölümdür kar nicedir benim nezdimde–, sokak hayvanlarını düşünür, kederlenirim.
Ve Lapa lapa yağan kara bakıp, derin bir üzüntüyle içini çekerek “beyaz ölüm” deyişini hatırlarım İsmet Hoca’nın (Hukuk profesörü İsmet Sungurbey). Sokak hayvanlarını düşünürdü çünkü o.. sıcaklık sıfırın altına düşünce, kendi koruması altında olmayan uzaklardaki hayvanların donma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklarını, yiyecek bulamayacaklarını düşünüp kederlenirdi.
İsmet Hoca, hayvanların –zamanımızda– peygamberiydi adeta; binlerce sokak hayvanına baktı, korudu onları, hayatı boyunca.
Ve ölürken, karlı havalardaki kederini bana miras bıraktı galiba. Onun ölümünden beri ne zaman kar haberi alsam ülkenin bir köşesinden, İsmet Hoca’nın yerine ben kederlenirim.
Beyaz ölüme karşı ne kadar güçsüz olduklarını bilirim sokak hayvanlarının.
Onların, karda buzda mutlaka sığınacak bir delik bulup, korunabildikleri kanaati de hiç doğru değildir ayrıca. Sıcaklık eksilere düştüğünde; köpekler iri cüsseli hayvanlar oldukları için, kediler gibi sığınacak bir delik bulamazlar. Bir kapı içi, dükkân girişi ya da bahçeli bir evin kömürlüğüne sığınmayı düşünseler de, genellikle kovalanır, uzaklaştırılırlar oradan.
Önceki akşam internet sitelerine bir haber düştü; Kars’ın Kağızman ilçesinde hava sıcaklığı gece eksi 30 dereceye kadar düşünce, sokak köpekleri donarak ölmüş. Haberde şöyle deniyordu: “Kars’ta etkili olan dondurucu soğuk, dışarıda kalan hayvanları da vurdu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.