Esas olan dil’dir!
Nasıl bir dil, hangi dil, kimin dili?
Bir zanaat ürünü de olsa –ki, tv dizisi bir zanaat işidir–, bu ürün kitlelere ulaşacak bir ürünse şayet; sunduğu dil, kendi içinde bizatihi ideolojiktir.
Ve kitleleri bu doğrultuda etkiler.
TRT’nin yeni dizisi Kurt Kanunu’nda TRT dili var!
Kurulduğundan bu yana toplumu, devleti, ideolojiyi ilgilendiren konularda oluşturulmuş bir devlet dili aslında bu.
Dönemin –bu dilin temellerinin atıldığı dönemin– devlet dairelerinde, ilkokullarında uygulanmış olan o gri ve siyah tonların hâkim olduğu otoriter dilin –bir miktar dönüşerek–, günümüz modernitesine uydurulmuş halidir TRT dili.
Kurt Kanunu’nda bu dilin ağırlığı, nutuksal iradesi, şablonik, yapay bir hayat sunumu, otoriteryen bir eda ve bir tepeden bakış hâkim.
Tarih- siyaset- edebiyat- tv dizisi ve TRT...
Türkiye’de bu zincirin ilk dördünün –yani, tarih- edebiyat- siyaset ve tv dizisi dörtlüsünün– ortaya yeni ifadelerin, manaların ve aydınlanmaların çıkması için yaratıcı düzeyde harmanlanmalarında çeşitli zorluklar ve uyumsuzluklar çıksa da; önünde sonunda insanın, hiç olmazsa bir ucundan tutabileceği bir eleştiri zemini bulunur hep.
Ama bu zincirin son halkası olan TRT’ye gelince.. neredeyse söz bitiyor o noktada!
Nasıl bir kurumsal kültür birikimiyse bu; piyasanın yapımcıları o kapıdan içeri girer girmez, mucizevî bir biçimde mevcut mesleki birikimlerini, kimliklerini, hatta kişiliklerini TRT’nin devlet kalıbına terk ediveriyorlar.
Ve ortaya, bu kurumun oluşturduğu resmî dile uygun bir yapı ve ona uygun bir anlatım çıkıyor çoğunlukla.
İlk bölümü salı akşamı yayınlanan Kemal Tahir’in aynı adlı romanından uyarlanan Kurt Kanunu adlı dizi de aynı kaderi paylaşmış görünüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.