
Sistem, modayı bir kültür olarak sunuyor, ileri bir hayat tarzı olarak öneriyor.
Ama bu kültürün içinde kan var!
Bir kültürün içinde kan dökme, can alma yer alabilir mi?
Ama alıyor işte.
Çünkü kapitalizm hayatla ilgili, canla ilgili etik metik takılmaz pek!
Takılmadığı da ortada işte.
Moda endüstrisi, hayvanları kürkleri için –elektrik vererek, zehirleyerek, gaz vererek ya da boyunlarını kırarak– zalim yöntemlerle öldürüyor. Derileri için fabrika çiftliklerinde acı verici kesim yöntemleriyle, fiziksel şiddete maruz bırakılarak öldürülen inekler, sırf derilerini daha kolay yüzebilmek için ağızlarına hortum sokulup içi suyla doldurulan, canlıyken derileri soyulan yılanlar ve kafası ezilerek öldürülen fokların faili hep moda endüstrisi.
Ömür Gedik, Hürriyet Kelebek’teki köşesinde, İstanbul’da 17-19 ocak tarihlerinde TÜYAP’ta açılacak olan Uluslararası Kürk Fuarı hakkında “Şimdiden söylüyorum, bu fuarı her şekilde, her fırsatta protesto edeceğim, açtırmamak için elimden ne gelirse yapacağım” diye yazdı. Ve Kürk endüstrisinin hayvanlara nasıl işkence yaparak onları katlettiğini açıklayan bir de alıntıya yer verdi: “Kürk endüstrisi için her yıl milyonlarca kedi ve köpeğin yanında çakal, vaşak, karakulak, leopar, keseli sıçan, kunduz, misk faresi, su samuru, rakun, fok gibi evcil olmayan birçok hayvan, tuzaklar ve çiftliklere tıkılmak suretiyle; boyun kırma, kesme, tel ile boğma, asma, vajinadan elektrik verme, belkemiği ve boyun kırma, kimyasalla zehirleme gibi zalim süreçlerden geçirilerek katlediliyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.